Loading...

Loading...
Kitap
525 Hadis
İbn Abbas r.a. rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye gelince içinde putlar bulunduğu halde Beyt'e girmek istemedi. Emir vererek o putlar dışarı çıkartıldı. Beytin içinden İbrahim'in ve İsmail'in suretleri ellerinde falokları bulunduğu halde çıkartılınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah kahretsin onları! Onlar da biliyor ki her ikisi de asla bu fal oklarıyla kısmet aramamlşlardır. Daha sonra Beyt'in içine girdi, Beyt'in etrafında tekbir getirdi ve içinde namaz kılmaksızın dışarı çıktı." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Hatal'ın Kabe'nin örtülerine asılmış olduğu halde öldürülmesi emri, Kabe'nin öldürülmesi gereken bir kimseyi koruma altına almayacağına delil gösterilmiştir. Aynı şekilde öldürülmesi gereken kimsenin Harem bölgesinde öldürülmesinin caiz olduğuna da delil gösterilmiştir. Fakat bunun delil gösterilmesi su götürür. Çünkü bu kanaate muhalif olanlar şunu delil göstermişlerdir: Bu ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Mekke'de savaşması helal kılınan o saat (kısa süre) zarfında meydana gelmiştir. Ondan sonra ise Allah Resulü onun hurmetinin önceki haline döndüğünü açıkça ifade etmiştir. Sözü geçen bu saate (süreye) gelince, Ahmed('in Müsned'in)de Amr b. Şuayb'ın, babasından, onun dedesinden naklettiği rivayete göre Mekke'nin fethedildiği günü sabahından ikindi vaktine kadar devam etmiştir. "360 tane dikili put." Bunlar yüce Allah'tan başkasına ibadet edilsin diye dikilmişti. "Elindeki bir sopa ile işaret ediyor ve hak geldi. .. diyordu." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bunu yapması putları ve onlara ibadet edenleri zelil düşürmek ve putların hiçbir fayda ve zarar vermediklerini, kendilerini dahi hiçbir şekilde koruyamadıklarını açıkça göstermek içindi. "Falokları" Bunlar hayır ve şer için kendileri ile kısmet aradıkları oklardı. Hadisten anlaşıldığına göre suret bulunan bir mekanda namaz kılmak mekruhtur. Çünkü dışarıdan bir şirk izlenimi verir. Diğer taraftan ümmetierin çoğunlukla kafir olmaları, suret cihetiyle olmuştur
حدثني اسحاق، حدثنا عبد الصمد، قال حدثني ابي، حدثنا ايوب، عن عكرمة، عن ابن عباس رضى الله عنهما ان رسول الله صلى الله عليه وسلم لما قدم مكة ابى ان يدخل البيت وفيه الالهة، فامر بها فاخرجت، فاخرج صورة ابراهيم، واسماعيل في ايديهما من الازلام، فقال النبي صلى الله عليه وسلم " قاتلهم الله لقد علموا ما استقسما بها قط ". ثم دخل البيت، فكبر في نواحي البيت، وخرج ولم يصل فيه. تابعه معمر عن ايوب. وقال وهيب حدثنا ايوب عن عكرمة عن النبي صلى الله عليه وسلم
Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre "Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem fetih günü bineği üzerinde arkasına Usame b. Zeyd'i bindirmiş olduğu halde Mekke'nin üst tarafından geldi. Onunla beraber Bilal ve yine onunla beraber Haciblerden Osman b. Talha da vardı. Nihayet mescidde (devesini) çöktürdü. (Osman'a) Beyt'in anahtarlarını getirmesini emretti. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Usame b. Zeyd, Bilal ve Osman b. Talha bulunduğu halde (Beyt'e) girdi. Orada gündüzün uzun bir süre kaldıktan sonra çıktı. İnsanlar da birbirleriyle yarışırcasına ileri atıldılar. İçeriye ilk giren kişi Abdullah b. Ömer oldu. Bilal'in kapının arkasında ayakta durduğunu görünce ona: Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nerede namaz kıldı, diye sordu. Bilal ona Allah Resulünün namaz kıldığı yeri işaret etti. Abdullah: Ona kaç rekat namaz kıldığını sormayı unuttum dedi
وقال الليث حدثني يونس، قال اخبرني نافع، عن عبد الله بن عمر رضى الله عنهما ان رسول الله صلى الله عليه وسلم اقبل يوم الفتح من اعلى مكة على راحلته، مردفا اسامة بن زيد ومعه بلال ومعه عثمان بن طلحة، من الحجبة حتى اناخ في المسجد، فامره ان ياتي بمفتاح البيت، فدخل رسول الله صلى الله عليه وسلم ومعه اسامة بن زيد وبلال وعثمان بن طلحة، فمكث فيه نهارا طويلا ثم خرج، فاستبق الناس، فكان عبد الله بن عمر اول من دخل، فوجد بلالا وراء الباب قايما، فساله اين صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فاشار له الى المكان الذي صلى فيه. قال عبد الله فنسيت ان اساله كم صلى من سجدة
Hişam b. Urve, babasından rivayete göre "Aişe r.anha'nın kendisine haber verdiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethi yılında Mekke'nin üst tarafındaki Keda denilen yerden girdi." Ebu Usame ve Vuheyb "Keda" lafzında ona (Hafs b. Meysere'ye) mutabaat etmişlerdir
حدثنا الهيثم بن خارجة، حدثنا حفص بن ميسرة، عن هشام بن عروة، عن ابيه، ان عايشة رضى الله عنها اخبرته ان النبي صلى الله عليه وسلم دخل عام الفتح من كداء التي باعلى مكة. تابعه ابو اسامة ووهيب في كداء
Hişam, babasından rivayetine göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethi yılında Mekke'nin üst taraflarından Keda'dan girmiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in" orayı fethettiğinde "Mekke'nin üst tarafından girişi." Hakim, Ca'fer b. Süleyman'dan, o Sabit b. Enes yoluyla şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethi günü huşu'undan dolayı çenesi devesinin üzerindeki eğere değmiş olduğu halde girdi." "Ona Beyt'in anahtarını getirmesini emretti." Abdurrezzak ve Taberanı onun yoluyla fakat ez-Zührl'nin mürseli olarak şunu rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethi günü Osman'a: Bana Kabe'nin anahtarını getir, dedi. Ancak getirmekte biraz gecikti. Resulullah da onu bekleyip durdu. Öyle ki üzerinden inci taneleri gibi ter damlıyor ve: Niçin gelmiyor, diye soruyordu. Bir adam koşup yanına gitti. Anahtarın yanında bulunduğu kişi olan ve Said kızı Sülafe adındaki Osman'ın annesi şöyle demeye koyuldu: Eğer onu sizden alırsa ebediyyen onu size geri vermeyecektir. Fakat anahtarı vermesi için ısrar edip durdu ve nihayet anahtarı verdi. Anahtarı getirdi ve kapıyı açtı. Sonra Beyt'e girdi, sonra dışarı çıktı. Zemzem suyu verilen yere yakın oturdu. Ali dedi ki: Bize nübüwet de, sikayet de, hicabet de verildi. Payı bizden daha büyük hiçbir kavim daha yoktur. Ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun bu sözlerinden hoşlanmadı. Daha sonra Osman b. Talha'yı çağırdı ve anahtarı ona verdi. İbn İshak der ki: İlim ehli birisinin bana anlattığına göre Nebi s.a.v. Kabe'nin kapısında durdu ... Ve hadisin geri kalan böıür.ıünü zikretti. Hadiste şu ifadeler de yer almaktadır: "Sonra: Ey Kureyş topluluğu, sizce ben size ne yapacağım? Onlar: Hayır, sen kerim bir kardeşsin ve kerim bir kardeşin oğlusun. Allah Resulü: Gidin, siz Tulaka (serbest bırakllanlar)sınız, dedi
حدثنا عبيد بن اسماعيل، حدثنا ابو اسامة، عن هشام، عن ابيه، دخل النبي صلى الله عليه وسلم عام الفتح من اعلى مكة من كداء
Amr b. Ebi Leyla dedi ki: "Ümmü Hani dışında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kuşluk namazını kılarken gördüğümü bize hiç kimse haber vermiş değildir. O, onun Mekke'nin fethedildiği günü evinde yıkandıktan sonra sekiz rekat namaz kıldığını söylemiştir ve şunları eklemiştir: Onun bu namazdan daha çabuk namaz kıldığını görmüş değilim. Bununla birlikte o rüku' ve süclidunu da eksiksiz yapardL" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mekke'nin fethi günü Nebi s.a.v.'in konakladığı yer." Az önce üçüncü hadis (4282 no'lu hadis) açıklanırken onun el-Muhassab'da konakladığına dair açıklamalar geçmişti. Burada ise onun Ümmü Hani'nin evinde konakladığı belirtilmektedir. Her iki hadis arasında bir farklılık yoktur. Çünkü o Ümmü Hani'nin evinde ikamet etmemiş, sadece yıkanıncaya kadar orada konaklamıştır. Daha sonra ise Ebu Talib'in Şi'b'i yakınında çadırının kurulduğu yere dönmüştür. Burası ise Kureyşlilerin Müslümanları muhasara ettiği yerdir. 51. BAB
حدثنا ابو الوليد، حدثنا شعبة، عن عمرو، عن ابن ابي ليلى، ما اخبرنا احد، انه راى النبي صلى الله عليه وسلم يصلي الضحى غير ام هاني، فانها ذكرت انه يوم فتح مكة اغتسل في بيتها ثم صلى ثماني ركعات، قالت لم اره صلى صلاة اخف منها غير انه يتم الركوع والسجود
Aişe r.anhas dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüku' ve sücudunda: سبحانك اللهم ربنا وبحمدك، اللهم اغفر لي 'Subhanekellahumme Rabbena ve bi hamdike Allahummağfirli' derdi. Meali: Allah'ım, Rabbimiz seni hamd ile tesbih ederiz. Allah'ım, bana mağfiret et
حدثني محمد بن بشار، حدثنا غندر، حدثنا شعبة، عن منصور، عن ابي الضحى، عن مسروق، عن عايشة رضى الله عنها قالت كان النبي صلى الله عليه وسلم يقول في ركوعه وسجوده " سبحانك اللهم، ربنا وبحمدك، اللهم اغفر لي
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Ömer beni Bedir'e katılmış yaşlılarla birlikte (meclisine) sokuyordu. Onlardan birisi: Bu genç delikanlıyı -bizim onun gibi oğullarımız varken- ne diye bizimle birlikte (meclisine) sokuyorsun, dedi. Ömer: Bu sizin de bildiğiniz bir sebepten dolayıdır, dedi. Bir gün onları çağırdı. Beni de onlarla birlikte çağırdı. (İbn Abbas) dedi ki: Kanaatime göre o günde beni çağırmasının tek sebebi benim durumumu onlara göstermekti. Sizler "Allah'ın yardımı ve fethi geldiğinde insanların da Allah'ın dinine fevc fevc girdiklerini gördüğünde ... " -diye sureyi sonuna kadar okuduktan sonra- buyruğu hakkında ne dersiniz, diye sordu. Onlardan birisi: Bize yardım edilip, zafer nasip edildiği takdirde Allah'a hamdetmemiz, ondan mağfiret dilememiz emredildi, dedi. Bir başkaları: Bilemiyoruz dedi -ya da onlardan kimisi bir şey demedi-o Bunun üzerine (Ömer) bana: Ey İbn Abbas, sen de böyle mi diyorsun, diye sordu. Ben: Hayır, dedim. Peki, sen ne diyorsun dedi. Ben: Bu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ecelidir. Allah ecelini ona Allah'ın yardımı geldiği zaman diyerek (yaklaştığını) bildirmiş oldu dedim. Buradaki fetih ise Mekke'nin fethidir. Mekke'nin fethi onun ecelinin alameti idi. "Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan mağfiret dile. Çünkü o tövbeleri pek çok kabul edendir." Ömer de: Ben de bunun hakkında senin bildiğinden başkasını bilmiyorum, dedi
حدثنا ابو النعمان، حدثنا ابو عوانة، عن ابي بشر، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس رضى الله عنهما قال كان عمر يدخلني مع اشياخ بدر، فقال بعضهم لم تدخل هذا الفتى معنا، ولنا ابناء مثله فقال انه ممن قد علمتم. قال فدعاهم ذات يوم، ودعاني معهم قال وما رييته دعاني يوميذ الا ليريهم مني فقال ما تقولون {اذا جاء نصر الله والفتح * ورايت الناس يدخلون} حتى ختم السورة، فقال بعضهم امرنا ان نحمد الله ونستغفره، اذا نصرنا وفتح علينا. وقال بعضهم لا ندري. او لم يقل بعضهم شييا. فقال لي يا ابن عباس اكذاك تقول قلت لا. قال فما تقول قلت هو اجل رسول الله صلى الله عليه وسلم اعلمه الله له {اذا جاء نصر الله والفتح} فتح مكة، فذاك علامة اجلك {فسبح بحمد ربك واستغفره انه كان توابا} قال عمر ما اعلم منها الا ما تعلم
Ebu Şureyh el-Adevl'den rivayete göre o, Amr b. Said'e Mekke üzerine asker birlikleri gönderirken şöyle dedi: Ey emir, bana müsaade et de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Mekke fethinin ertesi günü ayağa kalkıp söylediği sözleri sana nakledeyim. O bu sözlerini söylerken bu iki kulağı m onu işitmiş, kalbim o sözlerini bellemiş, gözlerim kendisini görmüştü: O Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: Şüphesiz Allah Mekke'yi haram kılmıştır. Fakat insanlar onun haram kılınmış olmasına riayet etmediler. Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimsenin Mekke'de bir kan dökmesi helal değildir. Mekke'nin bir ağacını koparamaz. Eğer herhangi bir kimse Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu şehirde savaşmış olduğunu ileri sürerek buna dair bir ruhsat olduğunu kabul edecek olursa ona deyiniz ki: Şüphesiz Allah, Resulüne izin verdiği halde size izin vermemiştir. Hem ona bir günün bir saatinde izin vermiştir. Artık dünkü haramlığı ne ise bugün de hürmeti aynı şekilde geri gelmiştir. Burada hazır olan, hazır olmayana bildirsin." Ebu Şureyh'e: Peki, Amr sana ne dedi, diye soruldu. Ebu Şureyh dedi ki: "Bana: Ey Ebu Şureyh, ben bunu senden daha iyi biliyorum dedi. Şüphesiz harem bölgesi bir isyankarı, bir kan davasıyla kaçmış olan birisini yahut da bir tahribat yaparak kaçmış olanı himaye etmez." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Tahribat'tan kasıt beliyedir
حدثنا سعيد بن شرحبيل، حدثنا الليث، عن المقبري، عن ابي شريح العدوي، انه قال لعمرو بن سعيد وهو يبعث البعوث الى مكة ايذن لي ايها الامير احدثك قولا قام به رسول الله صلى الله عليه وسلم الغد يوم الفتح، سمعته اذناى ووعاه قلبي، وابصرته عيناى، حين تكلم به حمد الله واثنى عليه ثم قال " ان مكة حرمها الله ولم يحرمها الناس، لا يحل لامري يومن بالله واليوم الاخر ان يسفك بها دما، ولا يعضد بها شجرا، فان احد ترخص لقتال رسول الله صلى الله عليه وسلم فيها فقولوا له ان الله اذن لرسوله، ولم ياذن لكم. وانما اذن لي فيها ساعة من نهار، وقد عادت حرمتها اليوم كحرمتها بالامس، وليبلغ الشاهد الغايب ". فقيل لابي شريح ماذا قال لك عمرو قال قال انا اعلم بذلك منك يا ابا شريح، ان الحرم لا يعيذ عاصيا، ولا فارا بدم، ولا فارا بخربة
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre "Mekke fethi yılında Mekke'de iken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle derken dinlemiştir: Şüphesiz Allah da, Resulü de içki alışverişini haram kılmıştır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "O sizin" faziletini "bildiğiniz kimselerdendir" demektir: "Benden onlara" faziletinin bir kısmını "göstermek için
حدثنا قتيبة، حدثنا الليث، عن يزيد بن ابي حبيب، عن عطاء بن ابي رباح، عن جابر بن عبد الله رضى الله عنهما انه سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول عام الفتح وهو بمكة " ان الله ورسوله حرم بيع الخمر
Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte on gün ikamet ettik. (Bu sürede) hep namazı kısaıtarak kılardık
حدثنا ابو نعيم، حدثنا سفيان،. حدثنا قبيصة، حدثنا سفيان، عن يحيى بن ابي اسحاق، عن انس رضى الله عنه قال اقمنا مع النبي صلى الله عليه وسلم عشرا نقصر الصلاة
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de 19 gün ikamet etti. (Dört rekatlı farzları) ikişer rekat olarak kılıyordu
حدثنا عبدان، اخبرنا عبد الله، اخبرنا عاصم، عن عكرمة، عن ابن عباس، رضى الله عنهما قال اقام النبي صلى الله عليه وسلم بمكة تسعة عشر يوما يصلي ركعتين
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir seferde ondokuz gün ikamet ettik, namazı hep kasrettik. Bizler de ondokuz güne kadar (ikamet ettiğimiz takdirde) hep kasr ile kılarız. Daha fazla ikamet edersek tamam kılanz." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi s.a.v.'in Mekke fethi sırasında Mekke'deki ikameti" Benim kanaatime göre Enes'in rivayet ettiği hadis Veda haccı ile ilgilidir. Çünkü Nebi s.a.v.'in Mekke'de on gün süre ile ikamet ettiği yolculuk Veda haccıdır. Zira o Mekke'ye (Zilhiccenin) dördüncü günü girdi ve ondördüncü günü çıktı. İbn Abbas'ın hadisi ise Mekke'nin fethi ile alakalı olandır. Ben bunu delilleriyle birlikte daha önce Kasru's-salat bölümünde (1080 nolu hadiste) açıklamış bulunuyorum. 53. BAB
حدثنا احمد بن يونس، حدثنا ابو شهاب، عن عاصم، عن عكرمة، عن ابن عباس، قال اقمنا مع النبي صلى الله عليه وسلم في سفر تسع عشرة نقصر الصلاة. وقال ابن عباس ونحن نقصر ما بيننا وبين تسع عشرة، فاذا زدنا اتممنا
İbn Şihab: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Fetih yılı yüzünü sıvazladığı kişi olan Abdullah b. Sa'lebe b. Suayr bana haber verdi. .. " dedi. Bu Hadis 6356 numara ile gelecektir
وقال الليث حدثني يونس، عن ابن شهاب، اخبرني عبد الله بن ثعلبة بن صعير، وكان النبي، صلى الله عليه وسلم قد مسح وجهه عام الفتح
Ma'mer, Zühri'den, o Süneyn Ebu Cemile'den haber verdi. (Zührl) : Biz İbnu'l-Müseyyeb ile birlikte iken (Ebu Cemile) bize haber verdi, dedi. Yine Zühri dedi ki: Ayrıca Ebu Cemile, fetih yılı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i yetişerek onunla birlikte çıktığını söylemiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bab" Asıl nüshalarda başlık adı yazılmaksızın bu şekilde bırakılmıştır
حدثني ابراهيم بن موسى، اخبرنا هشام، عن معمر، عن الزهري، عن سنين ابي جميلة، قال اخبرنا ونحن، مع ابن المسيب قال وزعم ابو جميلة انه ادرك النبي صلى الله عليه وسلم، وخرج معه عام الفتح
Amr b. Selime dedi ki: "(Eyyub dedi ki): Ebu Kılabe bana: Onunla (yani Amr b. Seleme ile) karşılaşıp da ona sormaz mısın? (Amr) dedi ki: Bizler insanların geçip gittiği bir yerde idik. Binekliler bizim yanımızdan geçer, biz de onlara insanların durumu nedir, bu adam neyin nesidir diye sorar, onlar da: Bu adam Allah'ın kendisine risalet verdiğini, Allah'ın kendisine vahyettiğini yahut da Allah'ın ona bunu vahyettiğini söylüyor, diyorlardı. Ben de o sözleri ezberliyordum. Sanki kalbime iyice yerleştiriliyordu. Araplar ise Müslüman olmayı geciktiriyor ve: Onu kavmiyle baş başa bırakınız, diyorlardı. Eğer onlara karşı muzaffer olursa o doğru sözlü bir nebi demektir. Mekke'nin fethi üzerine Mekkelilerin yaptıkları da ortaya çıkınca her bir kavim Müslüman olmak için elini çabuk tuttu. Benim babam da kavminden önce elini çabuk tutarak Müslüman oldu. Geri döndüğünde dedi ki: Allah'a yemin ederim, yanınıza gerçekten Nebi oIan birisinin yanından geIiyorum.• O (bize) dedi ki: Şu namazı şu vakitte klIınız, şu namazı şu vakitte klIınız. Namaz vakti girdiğinde biriniz ezan okusun, aranızda en çok Kur'an bileniniz de size imam oIsun. Benden daha çok Kur'an bilen kimse yoktu. Çünkü ben gidip geIen kafiIeIer iIe karşılaşıyordum. Bu sebepIe beni önIerine (imam oIarak) geçirdiler. O sırada da altı yahut yedi yaşındaydım. Üzerimde bir eIbise vardı. Fakat secdeye vardığımda kenarları düşüyor, üzerim açılıyordu. Kabileden (cemaate geIen) bir kadın: Şu Kur'an okuyucunuzun edep yerini görmeyelim diye örtmeycek misiniz, dedi. Bunun için bana bir gömIek biçtiler. O gömIeğe sevindiğim kadar hiçbir şey için sevinmiş değilim. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bu adam neyin nesidir" sözIeriyIe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in durumu ile ArapIarın onIara karşı durumunu soruşturuyorlardı. "Allah ona vahyetti, Allah ona şunu vahyetti." Bu sözIeriyIe onIarın işittikIeri Kur'an böIümIerini kendilerine bildirdiklerini nakIetmektedir. "Kenarları düşüyor, üzerim açılıyordu." Yani eIbisem bir araya topIanıyordu. Ebu Oavud'un rivayetinde: "Üstüm açılıyordu" şeklindedir. Hadiste farz namaza mümeyyiz küçük çocuğun imam oIabileceği şeklindeki ŞafilIerin görüşünün Iehine bir deliI buIunmaktadır. Bu oIdukça meşhur ihtilaflı bir meseIedir. Şafillerin bunu kendi idihadIarına göre söyIediklerini ve bu bir nefyedici şahitlik oIduğundan ötürü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de bundan haberdar oImadığınl söyIeyenIer, insaflı bir iddiada buIunmamaktadırlar. Çünkü vahiy döneminde caiz oImayan bir şey, takriri yolla kabuI edilemez. Nitekim Ebu Said ve Cabir de Nebi s.a.v. döneminde azil yaptıkIarını cevazına deIil göstermişIerdir. Eğer bu, yasak klIınmasl gereken bir şey oIsaydl, mutlaka Kur'an onu nehyederdi. Aynı şekilde namazda avreti örtmenin nan:ıazın sıhhati için şart oImadığınl, aksine bir sünnet oIduğunu ve setr-i avret oImadan da namazın caiz oIacağınl, çünkü bunun haI ile aIakalı bir vakıa oIduğunu, bundan doIayl da bu oIayın onIarın hükmü öğrenmeIerinden sonra oIma ihtimalinin de buIunduğunu söyIeyenIer de insaflı bir iddiada buIunmamaktadırIar
Aişe dedi ki: Utbe b. Ebi Vakkas kardeşi Sa'd'a, Zem'a'nın cariyesinin oğlunu almasını vasiyet etmiş ve: O benim oğlumdur demişti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethi sırasında (Mekke'ye) gelince Sa'd b. Ebi Vakkas da Zem'a'nın cariyesinin oğlunu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirmişti. Onunla birlikte Zem'a'nın oğlu Abd da geldi. Sa'd b. Ebi Vakkas dedi ki: Bu benim kardeşimin oğludur. O bana bunun kendi oğlu olduğunu söylemişti. Zem'a'nın oğlu Abd da: Ey Allah'ın Resulü, bu benim kardeşimdir. Bu Zem'a'nın oğludur. Onun döşeğinde doğmuştur, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zem'a'nın cariyesinin oğluna bir baktı, onun Utbe b. Ebi Vakkas'a insanlar arasında en çok benzeyen birisi olduğunu gördü. Bunun üzerine Resulullah: O senindir ey Zem'a'nın oğlu Abd, o Zem'a'nın döşeği üzerinde doğduğundan ötürü senin kardeşindir, diye buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ayrıca: Ey Sevde, sen de bundan hicabın arkasına gir (ona görünme) diye buyurdu. Buna sebep ise Utbe t. Ebi Vakkas'a çokça benzediğini görmüş olmasıdır." İbn Şihab Aişe den rivayetle ResQlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söyledi: "Çocuk döşeğe aittir. Zina eden için de mahrumiyet ve zarar söz konusudur." İbn Şihab dedi ki: Ebu Hureyre bunu yüksek sesle söylüyordu
حدثني عبد الله بن مسلمة، عن مالك، عن ابن شهاب، عن عروة بن الزبير، عن عايشة رضى الله عنها عن النبي صلى الله عليه وسلم. وقال الليث حدثني يونس عن ابن شهاب اخبرني عروة بن الزبير ان عايشة قالت كان عتبة بن ابي وقاص عهد الى اخيه سعد ان يقبض ابن وليدة زمعة، وقال عتبة انه ابني. فلما قدم رسول الله صلى الله عليه وسلم مكة في الفتح اخذ سعد بن ابي وقاص ابن وليدة زمعة، فاقبل به الى رسول الله صلى الله عليه وسلم، واقبل معه عبد بن زمعة، فقال سعد بن ابي وقاص هذا ابن اخي، عهد الى انه ابنه. قال عبد بن زمعة يا رسول الله، هذا اخي، هذا ابن زمعة، ولد على فراشه. فنظر رسول الله صلى الله عليه وسلم الى ابن وليدة زمعة، فاذا اشبه الناس بعتبة بن ابي وقاص، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " هو لك، هو اخوك يا عبد بن زمعة ". من اجل انه ولد على فراشه، وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " احتجبي منه يا سودة ". لما راى من شبه عتبة بن ابي وقاص. قال ابن شهاب قالت عايشة قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الولد للفراش وللعاهر الحجر ". وقال ابن شهاب وكان ابو هريرة يصيح بذلك
Urve b. Zubeyr'den rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde fetih gazvesi sırasında bir kadın hırsızlık yaptı. Onun kavmi Usame b. Zeyd'e başvurdu, onun iltimasta bulunmasını istediler. Urve dedi ki: Usame o kadın hakkında onunla (Allah Resulü ile) konuşunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzünün rengi değişti ve: Allah'ın hadlerinden bir had hakkında mı benimle konuşuyorsun, dedi. Usame: Ey Allah'ın Resulü benim için mağfiret dile dedi. Öğleden sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbe ira d etmek üzere ayağa kalktı. Yüce Allah'a layık olduğu şekilde övgülerde bulunduktan sonra dedi ki: İmdi, şunu bilin ki, sizden önce insanları helak eden şu olmuştur: Aralarından soylu bir kimse hırsızlık yaptı mı ona ilişmezlerdi. Fakat güçsüz bir kimse hırsızlık yaptı mı ona had uygularIardı. Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki eğer Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsaydı andolsun onun elini dahi keserdim. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem emir vererek o kadının eli kesildi. Bundan sonra da güzel bir şekilde tövbesine bağlı kaldı ve evlendi. Aişe dedi ki: Daha sonra bu kadın yanıma gelir, ben de onun ihtiyacını (maruzatını) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorardım." Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadise dair açıklama ileride Hadler bölümünde (6788. hadiste) gelecektir. Burada bu hadisin zikredilmesinden maksat, bu olayın Mekke'nin fethedildiği günü meydana geldiğine işaret etmektir
حدثنا محمد بن مقاتل، اخبرنا عبد الله، اخبرني يونس، عن الزهري، قال اخبرني عروة بن الزبير، ان امراة، سرقت في عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم في غزوة الفتح، ففزع قومها الى اسامة بن زيد يستشفعونه، قال عروة فلما كلمه اسامة فيها تلون وجه رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال " اتكلمني في حد من حدود الله ". قال اسامة استغفر لي يا رسول الله. فلما كان العشي قام رسول الله صلى الله عليه وسلم خطيبا، فاثنى على الله بما هو اهله ثم قال " اما بعد، فانما اهلك الناس قبلكم انهم كانوا اذا سرق فيهم الشريف تركوه، واذا سرق فيهم الضعيف اقاموا عليه الحد، والذي نفس محمد بيده، لو ان فاطمة بنت محمد سرقت لقطعت يدها ". ثم امر رسول الله صلى الله عليه وسلم بتلك المراة، فقطعت يدها، فحسنت توبتها بعد ذلك وتزوجت. قالت عايشة فكانت تاتي بعد ذلك فارفع حاجتها الى رسول الله صلى الله عليه وسلم
Mücaşi dedi ki: "Mekke fethinden sonra kardeşimi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. Ey Allah'ın Resulü, hicret üzere bey'at etmesi için kardeşimi sana getirdim, dedim. Allah Resulü şöyle buyurdu: Hicret ehli olanlar, hicrette bulunanları (sevabı) alıp gittiler, diye buyurdu. Ben: Peki, ne üzerine onunla bey'at edersin, diye sordum. Allah Resulü: İslam, iman ve cihad üzere onunla bey'atleşirim dedi. (Ravilerden Ebu Osman dedi ki): (Ayni, XVII, 291) Daha sonra -ikisinin de yaşça büyükleri olan- Mabed ile karşılaştım, ona (bunu) sordum da, Mücaşi' •doğru söylemiştir, dedi
حدثنا عمرو بن خالد، حدثنا زهير، حدثنا عاصم، عن ابي عثمان، قال حدثني مجاشع، قال اتيت النبي صلى الله عليه وسلم باخي بعد الفتح قلت يا رسول الله، جيتك باخي لتبايعه على الهجرة. قال " ذهب اهل الهجرة بما فيها ". فقلت على اى شىء تبايعه قال " ابايعه على الاسلام والايمان والجهاد" فلقيت ابا معبد بعد وكان اكبرهما فسالته فقال صدق مجاشع
Mücaşi dedi ki: "Mekke fethinden sonra kardeşimi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. Ey Allah'ın Resulü, hicret üzere bey'at etmesi için kardeşimi sana getirdim, dedim. Allah Resulü şöyle buyurdu: Hicret ehli olanlar, hicrette bulunanları (sevabı) alıp gittiler, diye buyurdu. Ben: Peki, ne üzerine onunla bey'at edersin, diye sordum. Allah Resulü: İslam, iman ve cihad üzere onunla bey'atleşirim dedi. (Ravilerden Ebu Osman dedi ki): (Ayni, XVII, 291) Daha sonra -ikisinin de yaşça büyükleri olan- Mabed ile karşılaştım, ona (bunu) sordum da, Mücaşi' •doğru söylemiştir, dedi
حدثنا عمرو بن خالد، حدثنا زهير، حدثنا عاصم، عن ابي عثمان، قال حدثني مجاشع، قال اتيت النبي صلى الله عليه وسلم باخي بعد الفتح قلت يا رسول الله، جيتك باخي لتبايعه على الهجرة. قال " ذهب اهل الهجرة بما فيها ". فقلت على اى شىء تبايعه قال " ابايعه على الاسلام والايمان والجهاد" فلقيت ابا معبد بعد وكان اكبرهما فسالته فقال صدق مجاشع
Mücaşi' b. Mes'ud'dan "Ebu Mabed ile hicret üzere bey'atleşsin diye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanınagittim. Şöyle buyurdu: Hicret, ehli olanlar için geçip gitmiştir. Ama ben İslam ve cihad üzere onunla bey'atleşeyim." (Ebu Osman dedi ki): Ebu Mabed ile karşılaştım, ona sordum. Mücaşi' doğru söylemiştir dedi." Halid de Ebu Osman'dan, o Mücaşi'den rivayetle dedi ki: O kardeşi Mücalid ile (Allah Resulünün huzuruna) gitti
حدثنا محمد بن ابي بكر، حدثنا الفضيل بن سليمان، حدثنا عاصم، عن ابي عثمان النهدي، عن مجاشع بن مسعود، انطلقت بابي معبد الى النبي صلى الله عليه وسلم ليبايعه على الهجرة، قال " مضت الهجرة لاهلها، ابايعه على الاسلام والجهاد." فلقيت ابا معبد فسالته فقال صدق مجاشع. وقال خالد عن ابي عثمان عن مجاشع انه جاء باخيه مجالد
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد بن زيد، عن ايوب، عن ابي قلابة، عن عمرو بن سلمة، قال قال لي ابو قلابة الا تلقاه فتساله، قال فلقيته فسالته فقال كنا بماء ممر الناس، وكان يمر بنا الركبان فنسالهم ما للناس ما للناس ما هذا الرجل فيقولون يزعم ان الله ارسله اوحى اليه، او اوحى الله بكذا. فكنت احفظ ذلك الكلام، وكانما يغرى في صدري، وكانت العرب تلوم باسلامهم الفتح، فيقولون اتركوه وقومه، فانه ان ظهر عليهم فهو نبي صادق. فلما كانت وقعة اهل الفتح بادر كل قوم باسلامهم، وبدر ابي قومي باسلامهم، فلما قدم قال جيتكم والله من عند النبي صلى الله عليه وسلم حقا فقال " صلوا صلاة كذا في حين كذا، وصلوا كذا في حين كذا، فاذا حضرت الصلاة، فليوذن احدكم، وليومكم اكثركم قرانا ". فنظروا فلم يكن احد اكثر قرانا مني، لما كنت اتلقى من الركبان، فقدموني بين ايديهم، وانا ابن ست او سبع، سنين وكانت على بردة، كنت اذا سجدت تقلصت عني، فقالت امراة من الحى الا تغطوا عنا است قاريكم. فاشتروا فقطعوا لي قميصا، فما فرحت بشىء فرحي بذلك القميص