Loading...

Loading...
Kitap
160 Hadis
Vasile b. el-Eska' didi ki: ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "En büyük iftiralardan birisi de bir adamın babasından başka birisinden olduğunu iddia etmesi yahut gözünün görmediği şey hakkında gördüğünü söylemesi ya da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aleyhine söylemediğini söylemesidir
حدثنا علي بن عياش، حدثنا حريز، قال حدثني عبد الواحد بن عبد الله النصري، قال سمعت واثلة بن الاسقع، يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان من اعظم الفرى ان يدعي الرجل الى غير ابيه، او يري عينه ما لم تر، او يقول على رسول الله صلى الله عليه وسلم ما لم يقل
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Abdu'l-Kays heyeti ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek dediler ki: Ey Allah'ın. Resulü, Rabialıların bir kolu olan bizler ile senin aranda Mudar kafirleri bir engel teşkil etmektedir. Bundan dolayı biz senin yanına ancak her haram ayda ulaşabiliyoruz. Keşke bize senden alıp öğreneceğim iz ve geride bıraktıklarimıza tEbuğ edeceğimiz bir emir buyursan? Şöyle buyurdu: Size dört şeyi emrediyor, dört şeyden de sizi nehyediyorum: Allah'a iman (demek olan) Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şahadet getirmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek ve ganimet olarak aldıklarınızın beşte birini Allah'a vermektir. Diğer taraftan sizlere kabağı, sırlı testileri, oyularak kap haline getirilmiş kütükleri ve ziftlenmiş kapları (kullanmanızı) yasaklıyorum
حدثنا مسدد، حدثنا حماد، عن ابي جمرة، قال سمعت ابن عباس رضى الله عنهما يقول قدم وفد عبد القيس على رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالوا يا رسول الله انا من هذا الحى من ربيعة قد حالت بيننا وبينك كفار مضر، فلسنا نخلص اليك الا في كل شهر حرام، فلو امرتنا بامر، ناخذه عنك، ونبلغه من وراءنا. قال " امركم باربع، وانهاكم عن اربع، الايمان بالله شهادة ان لا اله الا الله، واقام الصلاة وايتاء الزكاة، وان تودوا الى الله خمس ما غنمتم، وانهاكم عن الدباء، والحنتم، والنقير، والمزفت
Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i minber üzerinde iken şöyle buyururken dinledim: ''Doğu tarafına işaret ederek Dikkat edin, fitne buradan şeytan'ın boynuzunun çıktığı yerden çıkacaktır." Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Hadis-i şerif te bilinen nesebin reddedilerek başka bir nesep iddiasında bulunmanın haram olduğu belirtilmektedir. Hadis-i şerif bunun için de ilim (bilmek) kaydını getirmiş bulunmaktadır. İster olumlu, ister olumsuz iddia halinde bilgi kaydı kaçınılmazdır. Çünkü günah, bir şeyi bilen ve onu kasti olarak yapan kimse için sözkonusudur. 2- Hadisten -daha önce açıkladığımız gibi- kesin olarak vazgeçirmek maksadıyla masiyetler hakkında küfür lafzının kullanılmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Müslim'in rivayetinden, davacıya ait olmayan bir şeyi iddia etmenin haram olduğu da anlaşılmaktadır. Böylelikle bunun kapsamını bilmek, öğrenmek, nesep, durum, salih oluş, nimet, vera' bağı ve buna benzer bütünbatıl iddialar da girmektedir. Bu haksız iddianın doğuracağı kötülüğün çoğalması ile haramlığın vurgusu da artar. "Şüphesiz en büyük iftiralardan birisi de" (anlamındaki) buyrukta geçen "elfira: iftiralar" kelimesi "firye"nin çoğuludur. Firye ise yalan ve bühtan demektir. Hadis-i şerifte bu üç hususta yalan söylemenin ne kadar ağır olduğu belirtilmektedir. Bu üç husus rüya da görmemiş olduğu halde bir şeyi gördüğünü bildirmek, babasından başkasından olduğunu iddia etmek ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yalan bir şeyi isnad etmektir. Bu sonuncusu ile ilgili gerekli açıklamalar daha önce İlim bahsinde geçmiş bulunmaktadır. (Hadis no: l06'da) Rüya ile alakah yalan iddiaya gelince, buna dair açıklamalar da Rüya Tabiri bölümünde gelecektir. Yalan yere nesep iddiasına gelince, bu da bundan önceki babta, az önce geçmiş bulunmak
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، عن الزهري، عن سالم بن عبد الله، ان عبد الله بن عمر رضى الله عنهما قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول وهو على المنبر " الا ان الفتنة ها هنا يشير الى المشرق من حيث يطلع قرن الشيطان
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kureyşliler, Ensar, Cuheyne, Muzeyne, Eslem, Ğıfar ve Eş'ca' benim velilerimdir. Onların da Allah'ın ve Resulünün dışında bir velileri yoktur
حدثنا ابو نعيم، حدثنا سفيان، عن سعد، عن عبد الرحمن بن هرمز، عن ابي هريرة رضى الله عنه قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " قريش والانصار وجهينة ومزينة واسلم وغفار واشجع موالي، ليس لهم مولى دون الله ورسوله
Nafi'den, o da Abdullah'tan rivayete göre Resu!ullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minber üzerinde iken dedi ki: "Ğrjar'a Allah mağfiret buyursun. Eslemlilerle Allah silm yapsın. Usayya ise AIlah'a ve Resulüne isyan etti
حدثني محمد بن غرير الزهري، حدثنا يعقوب بن ابراهيم، عن ابيه، عن صالح، حدثنا نافع، ان عبد الله، اخبره ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال على المنبر " غفار غفر الله لها، واسلم سالمها الله، وعصية عصت الله ورسوله
Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Eslemlilere Allah silm (barış) yapsın. Ğifarlılara da Allah mağfiret buyursun
حدثني محمد، اخبرنا عبد الوهاب الثقفي، عن ايوب، عن محمد، عن ابي هريرة رضى الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " اسلم سالمها الله، وغفار غفر الله لها
Abdullah b. Ebi Bekre, babasının şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Cuheyne, Muzeyne, Eslem ve Ğıfarlıların, Temim oğullarından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından, Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlı olmalarına ne dersiniz? Bunun üzerine bir adam: Ziyan ettiler, hüsrana uğradılar (demektir), dedi. Allah Resulü şöyle cevap verdi: (Evet) onlar Temim oğu!larından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından ve Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlıdırlar. " Bu hadis 3516, 6635 numara ile gelecektir
حدثنا قبيصة، حدثنا سفيان،. حدثني محمد بن بشار، حدثنا ابن مهدي، عن سفيان، عن عبد الملك بن عمير، عن عبد الرحمن بن ابي بكرة، عن ابيه، قال النبي صلى الله عليه وسلم " ارايتم ان كان جهينة ومزينة واسلم وغفار خيرا من بني تميم وبني اسد، ومن بني عبد الله بن غطفان ومن بني عامر بن صعصعة ". فقال رجل خابوا وخسروا. فقال " هم خير من بني تميم ومن بني اسد، ومن بني عبد الله بن غطفان، ومن بني عامر بن صعصعة
Abdurrahman b. Ebi Bekre, babasından rivayet ettiğine göre el-Akra' b. Habis, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: Sana Eslem, Ğıfar ve Muzeynelilerden --zannederim Cuheyne'den de dedi. Şüphe eden ravilerden İbn Ebi Ya'kub'tur-- hacıların mallarını çalan kimseler bey'at etti. Bunun uzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Eğer Eslem, Ğıfar, Muzeyne --zannederim Cuheyne de dedi-- Temim oğullarından Amir ve Esed oğullarından ve Gatafan'dan hayırlı iseler ne dersin? Zarara ve hüsrana uğrarlar (değil mi?) (el-Akra' b. Habis): Evet dedi. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: Nefsim elinde olan'a yemin ederim ki şüphesiz onlar berikilerden hayırlıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Eslem, Ğıfar, Muzeyne, Cuheyneve Eş'ca." Bu beş kabile, Cahiliye döneminde kuwet ve imkanları itibariyle Amir b. Sa'saa oğullarından, Temim b. Murre ve benzeri diğer kabilelerden daha aşağıda idiler. İslam geiince, öbürlerinden daha çabuk hareket ederek İslama girdiler. Bundan dolayı da şeref onlara geçmiş oldu. "Benim mevlalarım" buyruğu ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları kendisine izafe etmektedir ki, benim yardımcılarımdırlar demektir .. Mevlaların (ve velinin) değişik anlamları olsa bile buradaki uygun anlamı budur. Şüphesiz ki bu, bu kabileler için çok açık bir fazilettir. Kasıt da onlardan iman edenlerdir. Şeref bir grubun bir kısmını teşkil edenler için hasıl olursa, o şey tümü için de hasıl olmuş gibidir. "Ğıfar'a Allah mağfıret buyursun" lafzı (Arapçada) haber kipi olmakla birlikte, maksat duadır. 7. KAHTAN
حدثني محمد بن بشار، حدثنا غندر، حدثنا شعبة، عن محمد بن ابي يعقوب، قال سمعت عبد الرحمن بن ابي بكرة، عن ابيه، ان الاقرع بن حابس، قال للنبي صلى الله عليه وسلم انما بايعك سراق الحجيج من اسلم وغفار ومزينة واحسبه وجهينة ابن ابي يعقوب شك قال النبي صلى الله عليه وسلم " ارايت ان كان اسلم وغفار ومزينة واحسبه وجهينة خيرا من بني تميم وبني عامر واسد وغطفان، خابوا وخسروا ". قال نعم. قال " والذي نفسي بيده، انهم لخير منهم
Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kahtanıdan insanları önüne katıp, asasıyla sürecek bir adam çıkmadıkça Saat (Kıyamet) kopmayacaktır." Bu Hadis 7117 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kahtan"a ve onun İsmail'in soyundan gelip gelmediğine dair açıklamalar daha önce de geçmiş bulunmaktadır. Yemenlilerden Himyer, Kinde, Hemedan ve diğerlerinin nesepleri Kahtan'a ulaşır. "Kahtan'dan bir adam çıkmadıkça Saat (Kıyamet) kopmayacaktır." Bu kişinin adının ne olduğunu tespit edemedim; fakat Kurtubı bu zatın, Müslim'de başka rivayet yoluyla Ebu Hureyre'den gelmiş bulunan: "Cehcah diye adlandırılan bir adam hükümdar olmadıkça günler ve geceler bitmeyecektir" lafzı ile varid olmuş Cehcah olabileceğini belirtmektedir. "İnsanları önüne katıp asasıyla sürecek." Bu onun hükümdarlığından kinayedir. Bu lafız ile çobana, insanlar da koyuna benzetilmiştir. Bu hadis de henüz meydana gelmemiş ve meydana gelişinden önce Nebi salı allah u aleyhi ve sellem'in haber vermiş olduğu nübuvvetin alametlerinin kapsamına girmektedir. Nuaym b. Hammad'ın, el-Fiten'de Şam'lı tabilnden birisi olan Ertee b. el-Münzir'den rivayet ettiğine göre el-Kahtanı, Mehdi'den sonra çıkacak ve Mehdiinin yaşayış ve uygulaması gibi uygulama yapacaktır. İleride buna dair daha geniş bilgiler yüce Allah'ın izniyle Fiten bölümünde gelecektir. (bkz. 7117 numaralı hadis)
حدثنا عبد العزيز بن عبد الله، قال حدثني سليمان بن بلال، عن ثور بن زيد، عن ابي الغيث، عن ابي هريرة رضى الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لا تقوم الساعة حتى يخرج رجل من قحطان يسوق الناس بعصاه
Cabir r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gazaya gittik. Etrafında muhacirler toplandı ve oldukça kalabalık oldular. Muhacirlerden oldukça güçlü, kahraman birisi vardı. Ensardan birisine vurdu. Ensardan olan kişi de oldukça öfkelendi ve nihayet herkes kendi taraftarlarını yardıma çağırdı. Ensardan olan kişi: Ey ensar yetişin, dedi. Muhacirlerden olan kişi de: Ey muhacirler yetişin, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp dedi ki: O şekilde dava gütmeyi bırakınız; çünkü o çok pis bir şeydir. Abdullah b. Ubeyy b. Selul: Bizim aleyhimize taraftarlarını yardıma mı çağırdılar? Andolsun Medine'ye dönecek olursak, daha aziz olan oradan daha zelil olanı çıkartacaktır, dedi. Bunun üzerine Ömer dedi ki: Ey Allah'ın Nebii, bu pis herifi öldürmeyelim mi? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İnsanlar o ashabını öldürüyordu diye konuşmamalı." Bu hadis ileride 4905 ve 4907 numara ile gelecektir
حدثنا محمد، اخبرنا مخلد بن يزيد، اخبرنا ابن جريج، قال اخبرني عمرو بن دينار، انه سمع جابرا رضى الله عنه يقول غزونا مع النبي صلى الله عليه وسلم وقد ثاب معه ناس من المهاجرين حتى كثروا، وكان من المهاجرين رجل لعاب فكسع انصاريا، فغضب الانصاري غضبا شديدا، حتى تداعوا، وقال الانصاري يا للانصار. وقال المهاجري يا للمهاجرين. فخرج النبي صلى الله عليه وسلم فقال " ما بال دعوى اهل الجاهلية ". ثم قال " ما شانهم ". فاخبر بكسعة المهاجري الانصاري قال فقال النبي صلى الله عليه وسلم " دعوها فانها خبيثة ". وقال عبد الله بن ابى ابن سلول اقد تداعوا علينا، لين رجعنا الى المدينة ليخرجن الاعز منها الاذل. فقال عمر الا نقتل يا رسول الله هذا الخبيث لعبد الله. فقال النبي صلى الله عليه وسلم " لا يتحدث الناس انه كان يقتل اصحابه
Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle burilidu: "Yanaklarına vuran, yakalarını yırtan, cahiliye davasını güden kimseler bizden değildir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cahiliye davasını gütmenin yasak oluşu." Cahiliye davası, savaş istendiği sırada yardıma çağırmak demektir. Onlar: Ey filan oğulları diye çağıtırlar ve bir araya gelip toplanırlar. Zalim dahi olsa bu şekilde yardıma çağırana yardım edi. •orlardı. İslam getirdiği hükümlerle bunu yasakladı. "Güçlü, kahraman bir adam" diye sözü geçen kişinin Habeşlilerin yaptığı gibi harbelerle oynayan birisi olduğu da söylenir. Bu adam Ğıfaroğullarındarr Cehcah b. Kays'dır. Ömer b. el-Hattab'ın yanında ücretle çalışan birisi idi. Ensardan olan şahıs ise Hazredi Salim oğulları ile antlaşması bulunan Sinan b. VeBerai. İleride el-Munafikun suresinin tefsirinde buna dair açıklamalar gelecektir. (Hadis no 4905'de) "Vurdu" lafzı, arkasına, kıçına vurdu, demektir. "O davayı gütmeyi bırakınız, çünkü o pistir" buyruğu ile kastedilen de cahi-'Ye davasını gütmektir
حدثني ثابت بن محمد، حدثنا سفيان، عن الاعمش، عن عبد الله بن مرة، عن مسروق، عن عبد الله رضى الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم. وعن سفيان، عن زبيد، عن ابراهيم، عن مسروق، عن عبد الله، عن النبي صلى الله عليه وسلم " ليس منا من ضرب الخدود، وشق الجيوب، ودعا بدعوى الجاهلية
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Amr b. Luhay b. Kam’a b. Hindif Huzaahların babasıdır
حدثني اسحاق بن ابراهيم، حدثنا يحيى بن ادم، اخبرنا اسراييل، عن ابي حصين، عن ابي صالح، عن ابي هريرة رضى الله عنه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " عمرو بن لحى بن قمعة بن خندف ابو خزاعة
Said b. el-Müseyyeb dedi ki: "Bahira, tağutlar (putlar) adına başkası tarafından sağılması yasaklanan ve hiç kimse'nin sağmadığı (deve) demektir. Saibe ise ilahları adına serbest bıraktıkları ve üzerine hiç yük vurulmayan (deve) demektir." Ebu Hureyre dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben Huzaalı Amr b. Amir b. Luhay'ı cehennemde bağırsaklarını sürüklerken gördüm. O, saibeleri serbest bırakan ilk kişi idi. " Bu Hadis 4623 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Huzaalıların kıssası." Huzaalıların Amr b. Luhay'ın soyundan geldikleri hususunda görüş birliği bulunmakta birlikte, nesepleri hususunda görüş ayrılığı vardır. Amr'ın babası Luhay, onun babası İbn Harise'dir, o Amr'ın, o Amir'in, o Mau's-sema'nın oğludur. Eslemlilerden sözedilirken nesebi geçmiş bulunmaktadır. Eslem ise Amr b. Luhay'ın kendisidir. İbn İshak'ın zikrettiğine göre Amr b. Luhay'ın putlara tapmasının sebebi şu idi: Amalika'nın bulunduğu sırada Şam'a gitmişti. Onlar da putlara tapıyorlardı. Kendisine bu putlardan birisini bağışlamalarını istedi. O da bunu alıp Mekke'ye götürdü, onu Ka'be'ye doğru dikti. Bu put Hubel putudur. Bundan önce ise Curhumlular döneminde İsaf adındaki bir adam Naile adındaki bir kadın ile Ka'be'de zina etmişti. Yüce Allah da onları iki taşa döndürmüştü. Amr b. Luhay bu iki taşı alıp onları Ka'be'nin etrafına dikti. Bundan sonra Ka'be'nin etrafında tavaf eden, onlara el sürmeye başladı. Tavafını İsaf ile başlatıyor, Naile'nin yanında bitiriyordu
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، عن الزهري، قال سمعت سعيد بن المسيب، قال البحيرة التي يمنع درها للطواغيت ولا يحلبها احد من الناس، والسايبة التي كانوا يسيبونها لالهتهم فلا يحمل عليها شىء. قال وقال ابو هريرة قال النبي صلى الله عليه وسلم " رايت عمرو بن عامر بن لحى الخزاعي يجر قصبه في النار، وكان اول من سيب السوايب
Ebu Cemra dedi ki: "İbn Abbas bize dedi ki: Size Ebu Zer' 'in Müslüman oluşunu anlatayım mı? Ebu Cemre dedi ki: Anlat, dedik. İbn Abbas da Ebu Zer' dedi ki: Ben Ğıfar'dan bir adam idim. Bize nebi olduğunu iddia eden bir adam'ın Mekke'de ortaya çıktığı haberi ulaştl. Kardeşime: Bu adamın yanına git, onunla konuş ve ona dair ondan bana haber getir, dedim. Kardeşim gitti, onunla karşılaştı, sonra geri döndü: Ne haber, diye sordum. O, Allah'a yemin ederim, ben hayrı emreden, kötülükten de alıkoyan bir adam gördüm dedi. Ben de ona, bu getirdiğin haber beni rahatlatınadı, dedim. Yanıma bir dağarcık ve bir asa aldım. Sonra da Mekke'ye doğru yola koyuldum. Ben onu tanımıyordum. Onun hakkında kimseye soru sormaktan da hoşlanmıyordum. Zemzem suyundan içiyor ve mescidde kalıyordum. (Ebu Zerr devamla) dedi ki: Ali yanımdan geçti. Bu adam sanki bir yabancı, dedi. Ben evet dedim. Haydi gel eve gidelim dedi. Ben de onunla birlikte yola koyuldum. O bana hiçbir şeye dair bir şey sormuyor, ben de ona söylemiyordum. Sabah olunca ona dair soru sormak üzere mescide gittim. Fakat onun hakkında bana haber verecek kimse yoktu. (Ebu Zer') dedi ki: Yine yanıma Ali geldi. Acaba bu adam henüz onun evini kendisine söyleyecek birisini bulamadı mı, dedi. Ben hayır dedim. Haydi benimle beraber yürü, dedi. Sonra bana senin halin ne? Bu şehre gelmenin sebebi ne, dedi. Ben de ona, eğer benim durumumu gizleyecek olursan sana haber veririm dedim. Dediğini yaparım diye cevap verdi. O zaman bende burada kendisinin bir nebi olduğunu iddia eden bir adamın ortaya çıktığına dair bize bir haber ulaştı. Kendisiyle konuşmak üzere kardeşimi gönderdim. Fakat geriye döndüğünde getirdiği haber beni rahatlatınadı. Kendim onunla karşılaşmak istedim, dedim. Ali ona dedi ki: Sen doğru yoldasın. İşte ben de onun yanına gidiyorum, sen de arkamdan gel. Benim gireceğim yere sen de gir, sana zarar vereceğinden korktuğum birisini görecek olursam ayakkabımı düzeltiyormuşum gibi duvarın yanında ayakta duracağım. Sen de yoluna devam et. Nihayet o gitti, ben de onunla birlikte yola koyuldum. O bir yere gitti, ben de onunla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. Ona, Bana,İslaml arzet, dedim, o da arzetti. Olduğum yerde Müslüman oldum. Bana: Ey Ebu Zer', bu işi gizle ve şehrine geri dön. Bizim ortaya çıktığımız haberi sana ulaştığı takdirde geri gel, diye buyurdu. Ben dedim ki: Seni hak ile gönderene yemin ederim ki ben bunu onların arasında feryat ederek söyleyeceğim. Daha sonra Ebu Zer' mescide geldi. Kureyş de mescidde idi. Ey Kureyşliler topluluğu, dedi. Şüphesiz ki ben Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şahitlik ettiğim gibi Muhammed'in de onun kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim. Kureyşliler: Bu dinini terk edenin üzerine gidiniz, dedi. Hepsi birlikte ayağa kalktılar. Ölesiye bana vurdular. Abbas yetişip ve üzerime kapandı. Sonra da onlara dönerek dedi ki: Vay sizin halinize! Sizle( Ğıfarlılardan birisini öldürecektini. Halbuki sizin ticaret yollarınız ve gidip gelişiniz Ğıfarlıların bulunduğu yerler üzerindendir. Bunun üzerine beni terk ettiler. Ertesi gün sabah olunca yine oraya döndüm, bir gün önce söylediğimin benzerini söyledim. Yine onlar da: Bu dininden dönene kalkınız deyip, bir gün önce bana yapılanların benzeri yapıldı. Yine Abbas bana yetişti, üzerime abandı ve bir gün önce söylediği sözlerin benzerini söyledi. (İbn Abbas) dedi ki: İşte Ebu Zer' 'in -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- ilk Müslüman oluşu böyle olmuştu." Bu Hadis İleride 3761 numara ile gelecektir. 12. ZEMZEM KISSASI İLE ARAPLARıN CEHALETİ
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "(Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Eslem, Ğıfar ve Muzeyne ile Cuheyne'den bir kesim -ya da: Cuheyne yahut Muzeyne'den bir kesim diye buyurdu- Allah nezdinde -ya da: Kıyamet gününde dedi- Esed, Temim, Hevazin ve Gatafan'dan hayırlıdır
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا حماد، عن ايوب، عن محمد، عن ابي هريرة رضى الله عنه قال قال اسلم وغفار وشىء من مزينة وجهينة او قال شىء من جهينة او مزينة خير عند الله او قال يوم القيامة من اسد وتميم وهوازن وغطفان
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Eğer sen Arapların cehaletini bilmek istiyor isen En'am suresinin 130. ayetinden sonrasından itibaren: "Bilgisizlik yüzünden evlatlarını beyinsizce öldürenler ... Şüphesiz onlar sapmışlar ve doğru yolu da bulamamışlardır."[En'am, 140] buyruğuna kadar olan buyrukları oku." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zemzem kıssası ve Arapların cehaleti" "Bilgisizlik yüzünden evlatlarını beyinsizce öldürenler" buyruğundan kasıt, kızlarını öldürenlerdir. İleride buna dair açıklama inşaaIlah Tefsir bölümünde gelecektir
حدثنا ابو النعمان، حدثنا ابو عوانة، عن ابي بشر، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس رضى الله عنهما قال اذا سرك ان تعلم جهل العرب فاقرا ما فوق الثلاثين وماية في سورة الانعام {قد خسر الذين قتلوا اولادهم سفها بغير علم} الى قوله {قد ضلوا وما كانوا مهتدين}
İbn Abbas r.a dedi ki: "Yüce Allah'ın: "Aşiretini yakın akrabam inzar et."[Şuara,214] buyruğu nazil olunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Fihr oğulları, ey Adiy oğulları diye seslendi ve Kureyş'in kollarını zikrettL" [-3526-] İbn Abbas dedi ki: "Aşiretini, yakın akrabanı inzar et" buyruğu nazil olunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları kabile kabile davet etmeye başlad
حدثنا عمر بن حفص، حدثنا ابي، حدثنا الاعمش، حدثنا عمرو بن مرة، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس رضى الله عنهما قال لما نزلت {وانذر عشيرتك الاقربين} جعل النبي صلى الله عليه وسلم ينادي " يا بني فهر، يا بني عدي لبطون قريش
el-Buhârî dedi ki: Bize Kabîsa söyledi: Bize Sufyân es-Sevrî, Habîb ibn Ebî Sâbit'ten; o da Saîd ibn Cubeyr'den haber verdi ki, İbn Abbâs şöyle demiştir: “Sen (ilkin) en yakın hısımlarını Allah’ın azâbı ile korkut"(eş-Şuarâ: 214) âyeti indiği zaman, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kendi aşiretini kabile kabîle çağırmaya başladı
وقال لنا قبيصة اخبرنا سفيان، عن حبيب بن ابي ثابت، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس، قال لما نزلت {وانذر عشيرتك الاقربين} جعل النبي صلى الله عليه وسلم يدعوهم قبايل قبايل
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey Abdi Menaf oğulları! Allah'tan canlarınızı satın almaya (kurtarmaya) bakınız. Ey Abdu'l-Muttalib oğulları! Allah'tan canlarınızı satın atınız. Ey Resulullah s.a.v.'in halası Zubeyr b. el-Avvam'ın annesi ve ey Muhammed'in kızı Fatima! İkiniz de Allah'tan canlarınız! satın atınız. Benim Allah'a karşı size hiçbir fayda sağlamaya imkanım olmaz. Malımdan ne isterseniz isteyiniz. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "İslam (dönemin)de ve cahiliye (dönemin)de babalarına intisap edenler." Yani mutlak olarak bunu mekruh görenlerin aksine bunun caiz olwu. Çünkü bu işin mekruh oluşu, öğünmek ve tartışmak amacı ile bunu sözkonusu etmesi halindedir
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، اخبرنا ابو الزناد، عن الاعرج، عن ابي هريرة رضى الله عنه ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " يا بني عبد مناف، اشتروا انفسكم من الله، يا بني عبد المطلب اشتروا انفسكم من الله، يا ام الزبير بن العوام عمة رسول الله، يا فاطمة بنت محمد، اشتريا انفسكما من الله، لا املك لكما من الله شييا، سلاني من مالي ما شيتما
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ensarı çqğırdı ve: Aranızda sizden olmayan bir kimse var mı, diye sordu. Onlar: Hayır sadece bizim bir kızkardeşimizin oğlu var, dediler. Bunun üzerine Resuluııah sal!allahu aleyhi ve sellem: Bir topluluğun kızkardeşlerinin oğlu onlardandır, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir kavmin kızkardeşlerinin oğlu onlardandır. Bir kavmin mevlası onlardandır (başlığı)." Bundan maksat tartışma, dayanışma ve benzeri hususlardır. Mirasa gelince, ileride Feraiz bölümünde (6762 numaralı hadiste) genişçe açıklanacağı gibi, görüş ayrılığı vardır
حدثنا سليمان بن حرب، حدثنا شعبة، عن قتادة، عن انس رضى الله عنه قال دعا النبي صلى الله عليه وسلم الانصار فقال " هل فيكم احد من غيركم ". قالوا لا، الا ابن اخت لنا. فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ابن اخت القوم منهم
حدثنا زيد هو ابن اخزم قال ابو قتيبة سلم بن قتيبة حدثني مثنى بن سعيد القصير، قال حدثني ابو جمرة، قال لنا ابن عباس الا اخبركم باسلام ابي ذر، قال قلنا بلى. قال قال ابو ذر كنت رجلا من غفار، فبلغنا ان رجلا قد خرج بمكة، يزعم انه نبي، فقلت لاخي انطلق الى هذا الرجل كلمه واتني بخبره. فانطلق فلقيه، ثم رجع فقلت ما عندك فقال والله لقد رايت رجلا يامر بالخير وينهى عن الشر. فقلت له لم تشفني من الخبر. فاخذت جرابا وعصا، ثم اقبلت الى مكة فجعلت لا اعرفه، واكره ان اسال عنه، واشرب من ماء زمزم واكون في المسجد. قال فمر بي علي فقال كان الرجل غريب. قال قلت نعم. قال فانطلق الى المنزل. قال فانطلقت معه لا يسالني عن شىء، ولا اخبره، فلما اصبحت غدوت الى المسجد لاسال عنه، وليس احد يخبرني عنه بشىء. قال فمر بي علي فقال اما نال للرجل يعرف منزله بعد قال قلت لا. قال انطلق معي. قال فقال ما امرك وما اقدمك هذه البلدة قال قلت له ان كتمت على اخبرتك. قال فاني افعل. قال قلت له بلغنا انه قد خرج ها هنا رجل يزعم انه نبي، فارسلت اخي ليكلمه فرجع ولم يشفني من الخبر، فاردت ان القاه. فقال له اما انك قد رشدت، هذا وجهي اليه، فاتبعني، ادخل حيث ادخل، فاني ان رايت احدا اخافه عليك، قمت الى الحايط، كاني اصلح نعلي، وامض انت، فمضى ومضيت معه، حتى دخل ودخلت معه على النبي صلى الله عليه وسلم فقلت له اعرض على الاسلام. فعرضه فاسلمت مكاني، فقال لي " يا ابا ذر اكتم هذا الامر، وارجع الى بلدك، فاذا بلغك ظهورنا فاقبل ". فقلت والذي بعثك بالحق لاصرخن بها بين اظهرهم. فجاء الى المسجد، وقريش فيه فقال يا معشر قريش، اني اشهد ان لا اله الا الله، واشهد ان محمدا عبده ورسوله. فقالوا قوموا الى هذا الصابي. فقاموا فضربت لاموت فادركني العباس، فاكب على ثم اقبل عليهم، فقال ويلكم تقتلون رجلا من غفار، ومتجركم وممركم على غفار. فاقلعوا عني، فلما ان اصبحت الغد رجعت فقلت مثل ما قلت بالامس، فقالوا قوموا الى هذا الصابي. فصنع {بي} مثل ما صنع بالامس وادركني العباس فاكب على، وقال مثل مقالته بالامس. قال فكان هذا اول اسلام ابي ذر رحمه الله