Loading...

Loading...
Kitap
309 Hadis
Seleme Radiyallahu anh anlatıyor: "İnsanların azıkları iyice azalmıştı ve çok büyük bir sıkıntı içerisindeydiler. Bu yüzden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip develerini boğazlamak için izin istediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara izin verdi. Hz. Ömer yolda onlarla karşılaşıp olan biteni öğrenince: "Peki develerinizi kestikten sonra nasıl hayatta kalacaksınız?" dedi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek: "Ey Allah 'ın Resulü, peki bu insanlar develerini kestikten sonra nasıl hayatta kalacaklar?!" diye endişesini dile getirdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öyleyse halka seslen ve azıklarından geriye ne kaldıysa getirsinler!" buyurdu. Azıklar getirilince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua etti ve Allah'tan bereket diledi. Sonra da herkesin kaplarını alıp gelmesini istedi. Orada bulunanlar avuç avuç kaplarını doldurdular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şehadet ederim ki, ALLAH'TAN başka İLAH yoktur ve ben ALLAH'ın Resulüyüm
حدثنا بشر بن مرحوم، حدثنا حاتم بن اسماعيل، عن يزيد بن ابي عبيد، عن سلمة رضى الله عنه قال خفت ازواد الناس واملقوا، فاتوا النبي صلى الله عليه وسلم في نحر ابلهم، فاذن لهم، فلقيهم عمر فاخبروه فقال ما بقاوكم بعد ابلكم فدخل عمر على النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله ما بقاوهم بعد ابلهم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ناد في الناس ياتون بفضل ازوادهم ". فدعا وبرك عليه، ثم دعاهم باوعيتهم، فاحتثى الناس حتى فرغوا، ثم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اشهد ان لا اله الا الله، واني رسول الله
Cabir İbn Abdullah Radiyallahu anh anlatıyor: "Biz üç yüz kişilik bir birlik halinde sefere çıktık. Her birimiz azığını omuzunda taşıyordu. Bir süre sonra azığımız tükenmeye başladı. Hatta bu yüzden her gün tek bir hurma tanesi yiyerek idare etmek zorunda kaldık. Askerlerden birisi şöyle demişti: "Ey Ebu Abdullah, küçücük bir hurma tanesi kocaman bir adama ne eder ki?!" Cabir İbn Abdullah da ona: "Ne yapalım!? Azığımızın tükendiğine biz de üzülüyoruz ve bu durum bizi de etkiliyor" diye cevap verdi. Bu şekilde deniz kenarına kadar geldik. Orada sahile vurmuş büyük bir balık gördük ve bu balıktan on sekiz gün boyunca yedik." باب: إرداف المرأة خلف أخيها. 125. KADININ ERKEK KARDEŞİNİN TERKİSİNE BİNMESİ
حدثنا صدقة بن الفضل، اخبرنا عبدة، عن هشام، عن وهب بن كيسان، عن جابر رضى الله عنه قال خرجنا ونحن ثلاثماية نحمل زادنا على رقابنا، ففني زادنا، حتى كان الرجل منا ياكل في كل يوم تمرة. قال رجل يا ابا عبد الله، واين كانت التمرة تقع من الرجل قال لقد وجدنا فقدها حين فقدناها، حتى اتينا البحر فاذا حوت قد قذفه البحر، فاكلنا منها ثمانية عشر يوما ما احببنا
Hz. Aişe Radiyallahu anha'dan nakledilmiştir: "Aişe r.anha Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, ashabın hem hac hem de umre sevabı aldılar. Halbuki ben sadece hac görevini yapabildim ve umre sevabından mahrum kaldım!" diyerek yakındı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona: "Haydi git Abdurrahman seni terkisine alıp umre yapmaya götürsün" dedi ve Abdurrahman'a Hz. Aişe'yi Ten'ım'e götürmesini emretti. Hz. Aişe Ten'ım'e giderek oradan itibaren umreye niyetlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Hz. Aişe'yi Mekke'nin yukarılarında gelinceye kadar bekledi
حدثنا عمرو بن علي، حدثنا ابو عاصم، حدثنا عثمان بن الاسود، حدثنا ابن ابي مليكة، عن عايشة رضى الله عنها انها قالت يا رسول الله، يرجع اصحابك باجر حج وعمرة، ولم ازد على الحج. فقال لها " اذهبي وليردفك عبد الرحمن ". فامر عبد الرحمن ان يعمرها من التنعيم، فانتظرها رسول الله صلى الله عليه وسلم باعلى مكة حتى جاءت
Abdurrahman İbn Ebu Bekir şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana Aişe'yi terkime alarak Ten'im'e götürmemi ve oradan itibaren Aişe'ye umre yaptırmamı emretti
حدثني عبد الله، حدثنا ابن عيينة، عن عمرو بن دينار، عن عمرو بن اوس، عن عبد الرحمن بن ابي بكر الصديق رضى الله عنهما قال امرني النبي صلى الله عليه وسلم ان اردف عايشة واعمرها من التنعيم
Enes radiyallahu anh anlatıyor: "Ben Ebu Talha'nın terkisine binmiştim. Onlar hep bir ağızdan: "hac ve umre için" diye yüksek sesle bağırıyorlardı." باب: الردف على الحمار. 127. MERKEPLE YOLCULUK YAPAN BİRİSİNİN TERKİSİNE BİNMEK
حدثنا قتيبة بن سعيد، حدثنا عبد الوهاب، حدثنا ايوب، عن ابي قلابة، عن انس رضى الله عنه قال كنت رديف ابي طلحة، وانهم ليصرخون بهما جميعا الحج والعمرة
Usame İbn Zeyd r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir merkeple yolculuk yapıyordu. Merkebin semerinin üzerinde kadife bir örtü vardı ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yolculuğu sırasında Usame'yi terkisine aldı. Tekrar:
حدثنا قتيبة، حدثنا ابو صفوان، عن يونس بن يزيد، عن ابن شهاب، عن عروة، عن اسامة بن زيد رضى الله عنهما ان رسول الله صلى الله عليه وسلم ركب على حمار، على اكاف عليه قطيفة، واردف اسامة وراءه
Abdullah bin Ömer r.a.'den nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği gün terkisinde Usame ile Mekke'nin yukarılarından bineği ile bize doğru geldi. Yanında Bilal ve Kabe'nin anahtarlarını elinde tutan Osman İbn Talha da vardı. Bu şekilde mescide yaklaştı ve bineğini çökertti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Osman'a Kabe'nin anahtarlarını getirmesini emretti ve anahtarları alıp kapıyı açarak içeriye girdi. Usame, Bilal ve Osman yine O'nunla (s.a.v.) birlikte idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem orada uzunca bir süre kaldı. Sonra dışarı Çıktı. İnsanlar O'nun (s.a.v.) çıktığını görünce hemen O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğru koşturmaya başladılar. Bu sırada içeriye giren ilk kişi Abdullah bin Ömer oldu. Kapının arkasında ayakta duran Bilal'i görünce ona Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nerede namaz kıldığını sordu. Bilal de ona Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namaz kıldığı yeri gösterdi." Abdullah bin Ömer şöyle demiştir: "Bilal'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kaç rekat namaz kıldığını sormayı unuttum." باب: من أخذ بالركاب ونحوه. 128. BAŞKALARINA BİNEĞE BİNMESİNDE YARDıMCI OLMAK İÇİN BİNEĞİN ÜZENGİSİNİ, YULARINI VE DİĞER KOŞU TAKIMLARINı TUTMAK
حدثنا يحيى بن بكير، حدثنا الليث، قال يونس اخبرني نافع، عن عبد الله رضى الله عنه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم اقبل يوم الفتح من اعلى مكة على راحلته، مردفا اسامة بن زيد ومعه بلال ومعه عثمان بن طلحة من الحجبة، حتى اناخ في المسجد، فامره ان ياتي بمفتاح البيت، ففتح ودخل رسول الله صلى الله عليه وسلم ومعه اسامة وبلال وعثمان، فمكث فيها نهارا طويلا ثم خرج، فاستبق الناس، وكان عبد الله بن عمر اول من دخل، فوجد بلالا وراء الباب قايما، فساله اين صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فاشار له الى المكان الذي صلى فيه، قال عبد الله فنسيت ان اساله كم صلى من سجدة
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimsenin parmaklarındaki boğumların her birinin, üzerine güneşin doğduğu her gün için sadakası vardır. İki kişinin arasını bulup aralarında adaletle karar vermek bir sadakadır. Bir kimsenin hayvanına binmesine veya eşyalarını yüklemesine yardımcı olmak sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaz kılmak üzere giderken atılan her adım sadakadır ve yol üzerindeki bir engeli kaldırmak sadakadır
حدثني اسحاق، اخبرنا عبد الرزاق، اخبرنا معمر، عن همام، عن ابي هريرة رضى الله عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " كل سلامى من الناس عليه صدقة كل يوم تطلع فيه الشمس، يعدل بين الاثنين صدقة، ويعين الرجل على دابته، فيحمل عليها، او يرفع عليها متاعه صدقة، والكلمة الطيبة صدقة، وكل خطوة يخطوها الى الصلاة صدقة، ويميط الاذى عن الطريق صدقة
Abdullah İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşman topraklarına yolculuk yapıldığı zaman Kur'an'ın götürülmesini yasaklamıştır
حدثنا عبد الله بن مسلمة، عن مالك، عن نافع، عن عبد الله بن عمر رضى الله عنهما ان رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى ان يسافر بالقران الى ارض العدو
Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabaha karşı Hayber'e vardı. Yahudiler omuzlarında çalışma aletleri ile dışarı çıktılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılarında görünce: "Muhammed ve ordusu! Muhammed ve ordusu!" diye bağrışmaya başladılar ve hemen kaleye sığındılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırarak şöyle seslendi: ....... (Allah en büyüktür, artık Hayber'in işi bitti). Biz bir düşman topluluğun yaşadığı yere girdiğimizde kendilerine (inzar edilen) apaçık uyarılar yapılan kavmin sabahı ne kötü olur / sabahı aydınlık olmaz." Biz bu fethin olduğu gün merkepler kesip pişirdik. Bu sırada ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem görevlendirdiği birisi şöyle bağırıyordu: "Allah ve Resulü, merkeplerin etlerini yemenizi yasaklıyor!" Bunun üzerine bütün kaplar içindekiyle birlikte yere döküldü
حدثنا عبد الله بن محمد، حدثنا سفيان، عن ايوب، عن محمد، عن انس رضى الله عنه قال صبح النبي صلى الله عليه وسلم خيبر وقد خرجوا بالمساحي على اعناقهم، فلما راوه قالوا هذا محمد والخميس، محمد والخميس. فلجيوا الى الحصن، فرفع النبي صلى الله عليه وسلم يديه وقال " الله اكبر، خربت خيبر، انا اذا نزلنا بساحة قوم فساء صباح المنذرين ". واصبنا حمرا فطبخناها، فنادى منادي النبي صلى الله عليه وسلم ان الله ورسوله ينهيانكم عن لحوم الحمر، فاكفيت القدور بما فيها. تابعه علي عن سفيان رفع النبي صلى الله عليه وسلم يديه
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. anlatıyor: "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Yolculuğumuz sırasında bir vadiden geçtiğimizde yüksek sesle La ilahe illallah ve Allahu Ekber diyorduk. Bunun üzerine ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kendinize acıyın, zira siz işitmeyen ve sizden uzak bir ilaha yalvarmıyorsunuz. O sizinle beraberdir. O her şeyi işitendir, size çok yakındır. O'nun ismi pek yücedir, şanı çok üstündür. " Tekrar: 4205, 6384, 6409, 6610, 7386. Diğer tahric: Tirmizi Daavat; Müslim, Zikir
حدثنا محمد بن يوسف، حدثنا سفيان، عن عاصم، عن ابي عثمان، عن ابي موسى الاشعري رضى الله عنه قال كنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم، فكنا اذا اشرفنا على واد هللنا وكبرنا ارتفعت اصواتنا، فقال النبي صلى الله عليه وسلم " يا ايها الناس، اربعوا على انفسكم، فانكم لا تدعون اصم ولا غايبا، انه معكم، انه سميع قريب، تبارك اسمه وتعالى جده
Cabir İbn Abdullah şöyle demiştir: "Biz yüksek bir yere çıktığımız zaman tekbir getirir, bir vadiye indiğimizde ise tesbıh (sübhanallah) söylerdik." باب: التكبير إذا علا شرفا. 133. YÜKSEK BİR YERE ÇIKINCA TEKBİR GETİRMEK
حدثنا محمد بن يوسف، حدثنا سفيان، عن حصين بن عبد الرحمن، عن سالم بن ابي الجعد، عن جابر بن عبد الله رضى الله عنهما قال كنا اذا صعدنا كبرنا، واذا نزلنا سبحنا
Cabir İbn Abdullah şöyle demiştir: "Biz yüksek bir yere çıktığımız zaman tekbir getirir, indiğimizde ise tesbih lafzını (sübhanallah) söylerdik
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا ابن ابي عدي، عن شعبة، عن حصين، عن سالم، عن جابر رضى الله عنه قال كنا اذا صعدنا كبرنا، واذا تصوبنا سبحنا
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac, umre veya savaştan dönerken bir tepeye veya yüksek bir araziye çıktığı zaman üç defa tekbir getirir ve ardından şöyle buyururdu: "Allah'tan başka ilah yoktur. O'nun asla bir ortağı / şeriki de yoktur. Mülk O'na aittir, hamd O'na mahsustur. O'nun her şeye gücü yeter. Bizler Rabbimize dönenleriz, bizler O'na tevbe edenleriz, bizler O'nun kullarıyız, bizler O'na secde ve hamd edenleriz. Allah va'dini yerine getirdi; bize karşı savaşa kalkışan toplulukları tek başına hezimete uğrattı. " Hadisin ravilerinden Salih İbn Keysan şöyle demiştir: "Salim İbn Abdullah'a Abdullah İbn Ömer hadisi naklederken ......... (Allah dilerse) dedi mi? diye sordum. "Hayır böyle bir şey söylemedi" diyerek cevap verdi
حدثنا عبد الله، قال حدثني عبد العزيز بن ابي سلمة، عن صالح بن كيسان، عن سالم بن عبد الله، عن عبد الله بن عمر رضى الله عنهما قال كان النبي صلى الله عليه وسلم اذا قفل من الحج او العمرة ولا اعلمه الا قال الغزو يقول كلما اوفى على ثنية او فدفد كبر ثلاثا ثم قال " لا اله الا الله، وحده لا شريك له، له الملك، وله الحمد، وهو على كل شىء قدير، ايبون تايبون عابدون ساجدون لربنا حامدون، صدق الله وعده، ونصر عبده، وهزم الاحزاب وحده ". قال صالح فقلت له الم يقل عبد الله ان شاء الله قال لا
Ebu Bürde'den naklediimlştir: Ebu Bürde ve Yezid İbn Ebi Kebşe birlikte yolculuk ediyordu. Yezid bu sırada oruçlu idi. Ebu Bürde ona şöyle dedi: "Ben Ebu Musa'dan defalarca duydum; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemişti: "Kul hastalandığında veya yolculuğa çıktığında sağlıklı iken veya yolculuğa çıkmadan önce yapmış olduğu amellerin sevabını aynen alır
حدثنا مطر بن الفضل، حدثنا يزيد بن هارون، حدثنا العوام، حدثنا ابراهيم ابو اسماعيل السكسكي، قال سمعت ابا بردة، واصطحب، هو ويزيد بن ابي كبشة في سفر، فكان يزيد يصوم في السفر فقال له ابو بردة سمعت ابا موسى مرارا يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " اذا مرض العبد او سافر، كتب له مثل ما كان يعمل مقيما صحيحا
Cabir İbn Abdullah r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek savaşı sırasında düşman birlikleri hakkında bilgi toplamak üzere birisini görevlendirmek istediğini söyleyince Zübeyr İbnü'I-Awam bu görevi üstlenmek istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu görev için üç defa çağrı yaptı ve üçünde de Zübeyr bu işi üstlendi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her Nebiin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyr İbnü'l-Avvam'dır
حدثنا الحميدي، حدثنا سفيان، حدثنا محمد بن المنكدر، قال سمعت جابر بن عبد الله رضى الله عنهما يقول ندب النبي صلى الله عليه وسلم الناس يوم الخندق، فانتدب الزبير، ثم ندبهم فانتدب الزبير، ثم ندبهم فانتدب الزبير، قال النبي صلى الله عليه وسلم " ان لكل نبي حواريا، وحواري الزبير ". قال سفيان الحواري الناصر
Abdullah İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer insanlar tek başına yolculuk yapmanın durumunu benim bildiğim kadar bilselerdi geceleri asla tek başlarına yolculuk yapmazlardı
حدثنا ابو الوليد، حدثنا عاصم بن محمد، قال حدثني ابي، عن ابن عمر رضى الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم. حدثنا ابو نعيم، حدثنا عاصم بن محمد بن زيد بن عبد الله بن عمر، عن ابيه، عن ابن عمر، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال " لو يعلم الناس ما في الوحدة ما اعلم ما سار راكب بليل وحده
Usame İbn Zeyd'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in veda haccı yolculuğu sırasında nasıl hareket ettiğini sordular. O da şöyle cevap verdi: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yolculuğu sırasında biraz seri hareket ediyordu. Fakat düz ve açık bir alan bulduğunda iyice hızlanıyordu / bineğini dört nala sürüyordu
حدثنا محمد بن المثنى، حدثنا يحيى، عن هشام، قال اخبرني ابي قال، سيل اسامة بن زيد رضى الله عنهما كان يحيى يقول وانا اسمع فسقط عني عن مسير النبي صلى الله عليه وسلم في حجة الوداع، قال فكان يسير العنق، فاذا وجد فجوة نص. والنص فوق العنق
Zeyd İbn Eslem babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Mekke yolunda Abdullah İbn Ömer r.a. ile birlikte idim. Bu sırada kendisine hanımı Safiyye bnt Ebu Ubeyd'in ağır hasta olduğu haberi ulaştı. Bunun üzerine hızını artırdı ve şafak kayboluncaya kadar bu şekilde yola devam etti. Sonra bineğinden indi ve akşam ile yatsı namazlarını cem' ederek birlikte kıldı. Namazdan sonra da şöyle dedi: "Yolculuk sırasında acelesi olduğu zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tıpkı bu şekilde namaz kıldığını gördüm; akşam namazını geciktirir ve yatsı namazı ile birlikte kılardı
حدثنا سعيد بن ابي مريم، اخبرنا محمد بن جعفر، قال اخبرني زيد هو ابن اسلم عن ابيه، قال كنت مع عبد الله بن عمر رضى الله عنهما بطريق مكة، فبلغه عن صفية بنت ابي عبيد شدة وجع، فاسرع السير حتى اذا كان بعد غروب الشفق، ثم نزل فصلى المغرب والعتمة، يجمع بينهما، وقال اني رايت النبي صلى الله عليه وسلم اذا جد به السير اخر المغرب وجمع بينهما
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yolculuk çok çilelidir, adeta azaptan bir parçadır. Sizden biri yolculuk yaptığında ne doğru dürüst uyuyabilir ne de yeyip içebilir. Bu bakımdan içinizden biri yolculuğa çıktığında işini bitirir bitirmez ailesinin yanına dönsün
حدثنا عبد الله بن يوسف، اخبرنا مالك، عن سمى، مولى ابي بكر عن ابي صالح، عن ابي هريرة رضى الله عنه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " السفر قطعة من العذاب، يمنع احدكم نومه وطعامه وشرابه، فاذا قضى احدكم نهمته فليعجل الى اهله