Loading...

Loading...
Kitap
25 Hadis
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Babam vefat etmiş ve geride borç ve bakıma muhtaç bir aile bırakmıştı. Bunun üzerine alacaklılardan borçta indirim yapmalarını istedim. Fakat onlar kabul etmedi. Ben de Hz. Nebi'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) durumu arzedip ondan aracılıkta bulunmasını talep ettim. Alacaklılar yine yapmadılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "hurmaları türlerine göre tasnif et. Izk, İbn Zeyd, lin ve acve türünü ayrı ayrı koy. Sonra ben gelene kadar alacaklılar da orada hazır olsun." buyurdu. Ben de öyle yaptım. Daha sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve hurmalığa oturdu. Bütün alacaklılar alacaklarını tahsil ettiği halde, hurmalar sanki hiç dokunulmamış gibi eksilmeden duruyordu. [-2406-] Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Bir saka deve üzerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir gazveye katıldım. Deve yoruldu ve ben geride kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de deveyi arkasından dürtükledi ve bana, "Medıne'ye kadar binebilirsin, deveyi bana sat" buyurdu. Medıne'ye yaklaşınca ben izin isteyerek, "Ey Allah'ın Resulü! Ben yeni damat oldum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bakire ile mi yoksa dul ile mi evlendin ?'' diye sordu. Ben de, "Dul ile, babam vefat etti. Geride küçük çocuklar kaldı. Ben de, çocukları terbiye edip yetiştirsin diye dul ile evlendim'' dedim. Daha sonra bana, "Ailene git" buyurdu. Ben de gittim. Dayıma deveyi sattığımı söyleyince beni ayıpladı. Çünkü devenin acizliğinden ve Resulullah'ın onu dürttüğünden bahsetmiştim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince deveyi ona götürdüm. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, hem devenin bedelini, hem deveyi hem de ganimetten bana düşen payı verdi
حدثنا موسى، حدثنا ابو عوانة، عن مغيرة، عن عامر، عن جابر رضى الله عنه قال اصيب عبد الله وترك عيالا ودينا، فطلبت الى اصحاب الدين ان يضعوا بعضا من دينه فابوا، فاتيت النبي صلى الله عليه وسلم فاستشفعت به عليهم فابوا، فقال " صنف تمرك كل شىء منه على حدته، عذق ابن زيد على حدة، واللين على حدة، والعجوة على حدة، ثم احضرهم حتى اتيك ". ففعلت، ثم جاء صلى الله عليه وسلم فقعد عليه، وكال لكل رجل حتى استوفى، وبقي التمر كما هو كانه لم يمس. وغزوت مع النبي صلى الله عليه وسلم على ناضح لنا، فازحف الجمل فتخلف على فوكزه النبي صلى الله عليه وسلم من خلفه، قال " بعنيه ولك ظهره الى المدينة ". فلما دنونا استاذنت قلت يا رسول الله اني حديث عهد بعرس. قال صلى الله عليه وسلم " فما تزوجت بكرا ام ثيبا ". قلت ثيبا، اصيب عبد الله وترك جواري صغارا، فتزوجت ثيبا تعلمهن وتودبهن، ثم قال " ايت اهلك ". فقدمت فاخبرت خالي ببيع الجمل فلامني، فاخبرته باعياء الجمل، وبالذي كان من النبي صلى الله عليه وسلم ووكزه اياه، فلما قدم النبي صلى الله عليه وسلم غدوت اليه بالجمل، فاعطاني ثمن الجمل والجمل وسهمي مع القوم
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Babam vefat etmiş ve geride borç ve bakıma muhtaç bir aile bırakmıştı. Bunun üzerine alacaklılardan borçta indirim yapmalarını istedim. Fakat onlar kabul etmedi. Ben de Hz. Nebi'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) durumu arzedip ondan aracılıkta bulunmasını talep ettim. Alacaklılar yine yapmadılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "hurmaları türlerine göre tasnif et. Izk, İbn Zeyd, lin ve acve türünü ayrı ayrı koy. Sonra ben gelene kadar alacaklılar da orada hazır olsun." buyurdu. Ben de öyle yaptım. Daha sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve hurmalığa oturdu. Bütün alacaklılar alacaklarını tahsil ettiği halde, hurmalar sanki hiç dokunulmamış gibi eksilmeden duruyordu. [-2406-] Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Bir saka deve üzerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir gazveye katıldım. Deve yoruldu ve ben geride kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de deveyi arkasından dürtükledi ve bana, "Medıne'ye kadar binebilirsin, deveyi bana sat" buyurdu. Medıne'ye yaklaşınca ben izin isteyerek, "Ey Allah'ın Resulü! Ben yeni damat oldum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bakire ile mi yoksa dul ile mi evlendin ?'' diye sordu. Ben de, "Dul ile, babam vefat etti. Geride küçük çocuklar kaldı. Ben de, çocukları terbiye edip yetiştirsin diye dul ile evlendim'' dedim. Daha sonra bana, "Ailene git" buyurdu. Ben de gittim. Dayıma deveyi sattığımı söyleyince beni ayıpladı. Çünkü devenin acizliğinden ve Resulullah'ın onu dürttüğünden bahsetmiştim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince deveyi ona götürdüm. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, hem devenin bedelini, hem deveyi hem de ganimetten bana düşen payı verdi
حدثنا موسى، حدثنا ابو عوانة، عن مغيرة، عن عامر، عن جابر رضى الله عنه قال اصيب عبد الله وترك عيالا ودينا، فطلبت الى اصحاب الدين ان يضعوا بعضا من دينه فابوا، فاتيت النبي صلى الله عليه وسلم فاستشفعت به عليهم فابوا، فقال " صنف تمرك كل شىء منه على حدته، عذق ابن زيد على حدة، واللين على حدة، والعجوة على حدة، ثم احضرهم حتى اتيك ". ففعلت، ثم جاء صلى الله عليه وسلم فقعد عليه، وكال لكل رجل حتى استوفى، وبقي التمر كما هو كانه لم يمس. وغزوت مع النبي صلى الله عليه وسلم على ناضح لنا، فازحف الجمل فتخلف على فوكزه النبي صلى الله عليه وسلم من خلفه، قال " بعنيه ولك ظهره الى المدينة ". فلما دنونا استاذنت قلت يا رسول الله اني حديث عهد بعرس. قال صلى الله عليه وسلم " فما تزوجت بكرا ام ثيبا ". قلت ثيبا، اصيب عبد الله وترك جواري صغارا، فتزوجت ثيبا تعلمهن وتودبهن، ثم قال " ايت اهلك ". فقدمت فاخبرت خالي ببيع الجمل فلامني، فاخبرته باعياء الجمل، وبالذي كان من النبي صلى الله عليه وسلم ووكزه اياه، فلما قدم النبي صلى الله عليه وسلم غدوت اليه بالجمل، فاعطاني ثمن الجمل والجمل وسهمي مع القوم
İbn Ömer r.a. şöyle nakleder: Bir kimse Resulullah'a gelip, "Ben alım satımda aldatılıyorum" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Alış veriş yaptığın zaman' 'Aldatma yok' de" buyurdu. Bu kimse artık alış verişte hep böyle söylerdi
حدثنا ابو نعيم، حدثنا سفيان، عن عبد الله بن دينار، سمعت ابن عمر رضى الله عنهما قال قال رجل للنبي صلى الله عليه وسلم اني اخدع في البيوع. فقال " اذا بايعت فقل لا خلابة ". فكان الرجل يقوله
Muğire İbn Şu'be r.a.'in naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah size, analara karşı gelmeyi, kız çocuklarını diri diri öldürmeyi, borcunuzu ödememeyi, hakkınız olmayan şeyi almayı haram kıldı. Dedi kodu etmeyi, çok soru sormayı ve malı zayi etmeyi de kerih gördü
حدثنا عثمان، حدثنا جرير، عن منصور، عن الشعبي، عن وراد، مولى المغيرة بن شعبة عن المغيرة بن شعبة، قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " ان الله حرم عليكم عقوق الامهات، وواد البنات، ومنع وهات، وكره لكم قيل وقال، وكثرة السوال، واضاعة المال
Abdullah İbn Ömer r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Her biriniz çobansınız ve gözetiminiz altında bulunanlardan sorumlusunuz. Devlet başkanı bir çoban olup, halkından sorumludur. Kişi ailesi bakımından bir çoban olup, ailesinden sorumludur. Kadın da kocasının evinde çobandır ve kendisine tabi olan kimselerden sorumludur. Hizmetçi de efendisinin malının çobanıdır ve ondan sorumludur." Ben bunları Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. Zannediyorum bir de şöyle buyurdu: "Kişi babasının malının çobanıdır ve bundan sorumludur. Hepiniz çobansınız ve hepiniz yönetiminiz altında bulunanlardan sorumlusunuz." BORÇ BÖLÜMLERİ BİTTİ. KİTABU’L-HUSUMAT BİR SONRAKİ SAYFADA BAŞLIYOR
حدثنا ابو اليمان، اخبرنا شعيب، عن الزهري، قال اخبرني سالم بن عبد الله، عن عبد الله بن عمر رضى الله عنهما انه سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " كلكم راع ومسيول عن رعيته، فالامام راع، وهو مسيول عن رعيته، والرجل في اهله راع، وهو مسيول عن رعيته، والمراة في بيت زوجها راعية وهى مسيولة عن رعيتها، والخادم في مال سيده راع، وهو مسيول عن رعيته ". قال فسمعت هولاء من رسول الله صلى الله عليه وسلم واحسب النبي صلى الله عليه وسلم قال " والرجل في مال ابيه راع، وهو مسيول عن رعيته، فكلكم راع، وكلكم مسيول عن رعيته