Loading...

Loading...
Kitap
35 Hadis
Abbad İbn Temîm amcasının şunları anlattığını nakletmiştir: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yağmur duası etmek üzere musallaya çıktığını gördüm. Cemaate sırtını dönüp kıbleye doğru yöneldi ve dua etti. Daha sonra omuzuna almış olduğu ridasını çevirdi ve ardından da kıraatin açıktan olduğu iki rekatlık bir namaz kıldı." باب: صلاة الاستسقاء ركعتين. 18. Yağmur Duası Namazı İki Rekattır
حدثنا ادم، قال حدثنا ابن ابي ذيب، عن الزهري، عن عباد بن تميم، عن عمه، قال رايت النبي صلى الله عليه وسلم يوم خرج يستسقي قال فحول الى الناس ظهره، واستقبل القبلة يدعو، ثم حول رداءه، ثم صلى لنا ركعتين جهر فيهما بالقراءة
Abbad İbn Temîm amcasının şunları anlattığını nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağmur duası edip iki rekat namaz kıldırdı ve omuzuna almış olduğu ridasını çevirdi." باب: الاستسقاء في المصلى. 19. Yağmur Duası Namazı İçin Musallaya Çıkmak
حدثنا قتيبة بن سعيد، قال حدثنا سفيان، عن عبد الله بن ابي بكر، عن عباد بن تميم، عن عمه، ان النبي صلى الله عليه وسلم استسقى فصلى ركعتين، وقلب رداءه
Abbad İbn Temîm amcasının şunları anlattığını nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağmur duası etmek üzere musallaya çıktı ve kıbleye doğru yönelip iki rekatlık bir namaz kıldı ve omuzuna almış olduğu ridasını çevirdi." Süfyan şöyle demiştir: "Mesudî, Ebu Bekir İbn Muhammed'in şöyle dediğini bana haber verdi: "Sağ tarafını sol tarafa geçirdi
حدثنا عبد الله بن محمد، قال حدثنا سفيان، عن عبد الله بن ابي بكر، سمع عباد بن تميم، عن عمه، قال خرج النبي صلى الله عليه وسلم الى المصلى يستسقي، واستقبل القبلة فصلى ركعتين، وقلب رداءه. قال سفيان فاخبرني المسعودي عن ابي بكر قال جعل اليمين على الشمال
Abbad İbn Temîm, ensardan Abdullah İbn Zeyd'in kendisine şu haberi verdiğini nakleder: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kıldırmak üzere musallaya çıktı. Dua ederken - veya dua etmek isteyince - kıbleye yöneldi ve omuzuna attığı ridasını çevirdi." Ebu Abdullah şöyle demiştir: "Bu İbn Zeyd el-Mazinî'dir. Halbuki daha önceki rivayette adı geçen ravi Kufe'li olup adı İbn Yezîd'dir
حدثنا محمد، قال اخبرنا عبد الوهاب، قال حدثنا يحيى بن سعيد، قال اخبرني ابو بكر بن محمد، ان عباد بن تميم، اخبره ان عبد الله بن زيد الانصاري اخبره ان النبي صلى الله عليه وسلم خرج الى المصلى يصلي، وانه لما دعا او اراد ان يدعو استقبل القبلة وحول رداءه. قال ابو عبد الله ابن زيد هذا مازني، والاول كوفي هو ابن يزيد
Enes İbn Malik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Bir bedevi bir Cuma günü Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e gelip: "Hayvanlarımız helak oldu, ailemiz, çoluk çocuğumuz perişan bir halde, insanlar mahvoldu" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırıp dua etti. Orada bulunan cemaat de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte ellerini kaldırıp dua etmeye başladılar. Duadan sonra biz daha mescitten çıkmadan yağmur yağmaya başladı ve bir hafta boyunca bir Cuma'dan diğer Cuma'ya kadar devam etti. Sonra adam Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e tekrar geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, yolcular gidecekleri yere gidemez oldu, yollar kapandı" dedi. [-1030-] Enes İbn Malik (radiyallahu anh)'den nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırmıştı. Hatta ben o Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua ederken koltuk altlarındaki beyazlığı bile görmüştüm." باب: رفع الإمام يده في الاستسقاء. 22. İmamın Yağmur Duası Sırasında Ellerini Kaldırması
قال ايوب بن سليمان حدثني ابو بكر بن ابي اويس، عن سليمان بن بلال، قال يحيى بن سعيد سمعت انس بن مالك، قال اتى رجل اعرابي من اهل البدو الى رسول الله صلى الله عليه وسلم يوم الجمعة فقال يا رسول الله، هلكت الماشية هلك العيال هلك الناس. فرفع رسول الله صلى الله عليه وسلم يديه يدعو، ورفع الناس ايديهم معه يدعون، قال فما خرجنا من المسجد حتى مطرنا، فما زلنا نمطر حتى كانت الجمعة الاخرى، فاتى الرجل الى نبي الله صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله، بشق المسافر، ومنع الطريق
Ve Uveysî şöyle dedi: Bana Muhammed ibn Ca'fer, Yahya ibn Saîd ile Şerik'ten tahdîs etti. O ikisi de Enes'ten işitmişlerdir. Enes: Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) iki elini, ben koltuk altlarının beyazını görünceye kadar kaldırdı, demiştir
وقال الاويسي حدثني محمد بن جعفر، عن يحيى بن سعيد، وشريك، سمعا انسا، عن النبي صلى الله عليه وسلم انه رفع يديه حتى رايت بياض ابطيه
Enes İbn Malik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağmur duası dışında hiçbir duada ellerini kaldırmazdı. Yağmur duası sırasında ellerini kaldırdığında ise koltuk altlarındaki beyazlık bile görünürdü. Tekrar:
حدثنا محمد بن بشار، حدثنا يحيى، وابن ابي عدي، عن سعيد، عن قتادة، عن انس بن مالك، قال كان النبي صلى الله عليه وسلم لا يرفع يديه في شىء من دعايه الا في الاستسقاء، وانه يرفع حتى يرى بياض ابطيه
Aişe (r.anha)'dan nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağmur yağdığı zaman: صيبا نافع = Allah'ım, faydalı bir yağmur olsun! derdi
حدثنا محمد هو ابن مقاتل ابو الحسن المروزي قال اخبرنا عبد الله، قال اخبرنا عبيد الله، عن نافع، عن القاسم بن محمد، عن عايشة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان اذا راى المطر قال " صيبا نافعا ". تابعه القاسم بن يحيى عن عبيد الله. ورواه الاوزاعي وعقيل عن نافع
Enes İbn Malik (r.a.) şöyle demiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında insanları sıkıntıya sokan bir kıtlık yılı baş göstermişti. İşte o günlerde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Cuma günü hutbe okurken bir bedevi ayağa kalkıp şöyle seslendi: "Ey Allah'ın Resulü, mallar helak oldu, çoluk çocuk açlıktan perişan bir halde... Allah'a dua et de bize yağmur gönderip bizi bu sıkıntılardan kurtarsın." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırdı. O sırada gökyüzünde tek bir bulut bile görünmüyordu. Fakat bir süre sonra gökyüzünde heybetli dağlar gibi bulutlar ortaya çıktı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de yağmur yağana kadar minber'den aşağı inmedi. Hatta ben mübarek sakallarından yağmur damlalarının süzüldüğünü gördüm. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu duası hürmetine hem o gün hem de daha sonra gelen günler boyunca ta diğer Cuma'ya kadar yağmur yağdı. Sonraki Cuma'da aynı bedevî veya başka birisi kalkıp şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, binalar yıkıldı, mallarımız sular altında kaldı. Bizim için Allah'a dua et!" Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırıp şöyle dua etti: "Allah'ım, çevremize yağdır, üzerimize değil." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu şekilde dua edip eliyle gökyüzündeki bulutlara işaret etti ve eliyle gökyüzünde işaret buyurduğu bulutlar hemen açılıverdi; Medine adeta ışıkla aydınlatılmış, üstü açık bir alan gibi oldu. Bu yağmur dolayısıyla bîr ay boyunca vadiler sel olup aktı ve civar bölgelerden gelen herkes bolca yağan yağmurun bereketler getirdiğini söyledi
حدثنا محمد بن مقاتل، قال اخبرنا عبد الله بن المبارك، قال اخبرنا الاوزاعي، قال حدثنا اسحاق بن عبد الله بن ابي طلحة الانصاري، قال حدثني انس بن مالك، قال اصابت الناس سنة على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم فبينا رسول الله صلى الله عليه وسلم يخطب على المنبر يوم الجمعة قام اعرابي فقال يا رسول الله، هلك المال وجاع العيال، فادع الله لنا ان يسقينا. قال فرفع رسول الله صلى الله عليه وسلم يديه، وما في السماء قزعة، قال فثار سحاب امثال الجبال، ثم لم ينزل عن منبره حتى رايت المطر يتحادر على لحيته، قال فمطرنا يومنا ذلك، وفي الغد ومن بعد الغد والذي يليه الى الجمعة الاخرى، فقام ذلك الاعرابي او رجل غيره فقال يا رسول الله، تهدم البناء وغرق المال، فادع الله لنا. فرفع رسول الله صلى الله عليه وسلم يديه وقال " اللهم حوالينا ولا علينا ". قال فما جعل يشير بيده الى ناحية من السماء الا تفرجت حتى صارت المدينة في مثل الجوبة، حتى سال الوادي وادي قناة شهرا. قال فلم يجي احد من ناحية الا حدث بالجود
Enes İbn Malik (r.a.)'den nakledilmiştir: "Fırtına çıkıp şiddetli rüzgarlar estiğinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duyduğu sıkıntı yüzünden belli olurdu
حدثنا سعيد بن ابي مريم، قال اخبرنا محمد بن جعفر، قال اخبرني حميد، انه سمع انسا، يقول كانت الريح الشديدة اذا هبت عرف ذلك في وجه النبي صلى الله عليه وسلم
Abdullah İbn Abbas (r.a.)'den nakledilmiştir: "Saba rüzgarı bana ilahî bir yardım olarak verildi / ben saba rüzgarı ile desteklendim. Ad kavmi ise debur denen rüzgar ile helak oldu. Tekrar:
حدثنا مسلم، قال حدثنا شعبة، عن الحكم، عن مجاهد، عن ابن عباس، ان النبي صلى الله عليه وسلم قال " نصرت بالصبا، واهلكت عاد بالدبور
Ebu Hureyre (r.a.)'den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şöyle buyurmuştur: İlim insanlar arasından çekilip alınmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman dilimleri birbirine girip mevsim farklılıklarından dolayı gece gündüz arasındaki zaman farkı değişip müddetleri birbirine yaklaşmadıkça, fitneler ortaya Çıkmadıkça ve insanları katletme suçları artmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Bir de elinizdeki mallar öyle çoğalacak ki, her taraf mal mülkle dolup taşacak
حدثنا ابو اليمان، قال اخبرنا شعيب، قال اخبرنا ابو الزناد، عن عبد الرحمن الاعرج، عن ابي هريرة، قال قال النبي صلى الله عليه وسلم " لا تقوم الساعة حتى يقبض العلم، وتكثر الزلازل، ويتقارب الزمان، وتظهر الفتن، ويكثر الهرج وهو القتل القتل حتى يكثر فيكم المال فيفيض
Abdullah İbn Ömer (r.a.)'in naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'ım, bizim Şam'ımızı ve Yemen'imizi bizim için bereketli kıl!" Orada bulunanlar: "Necid'imizi de..." deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Orada depremler olacak ve fitneler çıkacak. Ayrıca Şeytan'ın taraftarları da orada ortaya çıkacaktır." buyurdu. Diğer tahric: Tirmizi Menakib
حدثنا محمد بن المثنى، قال حدثنا حسين بن الحسن، قال حدثنا ابن عون، عن نافع، عن ابن عمر، قال اللهم بارك لنا في شامنا وفي يمننا. قال قالوا وفي نجدنا قال قال اللهم بارك لنا في شامنا وفي يمننا. قال قالوا وفي نجدنا قال قال هناك الزلازل والفتن، وبها يطلع قرن الشيطان
Zeyd ibn Hâlid el-Cuhenî (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hudeybiye'de geceleyin yağan yağmurdan sonra, bize sabah namazını kıldırdı. Namazdan çıkınca yüzünü cemâate döndürdü de: "Bilir misiniz Rabb'ınız ne buyurdu?"diye sordu. Allah ve Rasûlü en bilendir, dediler. Dedi ki: "Kullarımdan kimi bana mü'min, kimi kâfir (olarak) sabaha ulaştı. Her kim Allah 'ın fadlı ve rahmeti ile üzerimize yağmur yağdı dedi ise, işte o bana îmân etmiş; yıldıza îmân etmemiştir. Her kim de fulân ve fulân yıldızın nev'i (yani batıp doğması) ile üzerimize yağmur yağdı dedi ise, işte o da bana îmân etmemiş; yıldıza îmân etmiştir" buyurdu
حدثنا اسماعيل، حدثني مالك، عن صالح بن كيسان، عن عبيد الله بن عبد الله بن عتبة بن مسعود، عن زيد بن خالد الجهني، انه قال صلى لنا رسول الله صلى الله عليه وسلم صلاة الصبح بالحديبية على اثر سماء كانت من الليلة، فلما انصرف النبي صلى الله عليه وسلم اقبل على الناس فقال " هل تدرون ماذا قال ربكم ". قالوا الله ورسوله اعلم. قال " اصبح من عبادي مومن بي وكافر، فاما من قال مطرنا بفضل الله ورحمته. فذلك مومن بي كافر بالكوكب، واما من قال بنوء كذا وكذا. فذلك كافر بي مومن بالكوكب
İbn Omer(radıyallahü anh) şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Gaybın anahtarı beştir ki, onları Allah'tan başkası bilemez: Yarın ne olacağını hiçbir kimse bilemez. Rahimlerde olacak şeyi hiçbir kimse bilemez. Hiçbir nefs yarın (hayr ve şerr) ne kazanacağını bilemez. Keza hiçbir nefs hangi yerde öleceğini bilemez. Hiçbir kimse de yağmurun ne zaman yağacağını bilemez
حدثنا محمد بن يوسف، قال حدثنا سفيان، عن عبد الله بن دينار، عن ابن عمر، قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " مفتاح الغيب خمس لا يعلمها الا الله لا يعلم احد ما يكون في غد، ولا يعلم احد ما يكون في الارحام، ولا تعلم نفس ماذا تكسب غدا، وما تدري نفس باى ارض تموت، وما يدري احد متى يجيء المطر