Loading...

Loading...
Kitap
40 Hadis
Cabir b. Abdillah (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kapıyı kilitIeyin, su tulumlarının ağzını bağlayın, kaplarınızı kapatın, yatarken lambanızı söndürün. Çünkü şeytan kilitli kapıyı açamaz. ipi çözemez. Kapalı kapları açamaz. Fare insanların evlerini çok çabuk yakabilir." Diğer tahric: Müslim, eşribe
وحدثني عن مالك، عن ابي الزبير المكي، عن جابر بن عبد الله، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " اغلقوا الباب واوكوا السقاء واكفيوا الاناء - او خمروا الاناء - واطفيوا المصباح فان الشيطان لا يفتح غلقا ولا يحل وكاء ولا يكشف اناء وان الفويسقة تضرم على الناس بيتهم
Ebu Şureyh el-Ka'bi (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi ya hayır konuşsun veya sussun. Kim Allah'a ve ahiret gününe inanmış ise komşusuna iyi davransın, yine kim Aııah'a ve ahiret gününe inanmış ise misafirine ikram etsin. Misafire ikramın gereği bir gün ve bir gecedir. Üç gece ise normal yediğinden yedirir. Üç günden sonra yedirdiği şeyler sadaka sayılır. Misafirin ev sahibini sıkıntıya düşürecek kadar uzun süreli kalması hel al olmaz." Diğer tahric: Buharl, Edeb; Müslim, Lukata
وحدثني عن مالك، عن سعيد بن ابي سعيد المقبري، عن ابي شريح الكعبي، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " من كان يومن بالله واليوم الاخر فليقل خيرا او ليصمت ومن كان يومن بالله واليوم الاخر فليكرم جاره ومن كان يومن بالله واليوم الاخر فليكرم ضيفه جايزته يوم وليلة وضيافته ثلاثة ايام فما كان بعد ذلك فهو صدقة ولا يحل له ان يثوي عنده حتى يحرجه
Ebu Hureyre (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir zamanlar bir adam yolda yürürken çok susadı ve bir kuyu buldu. Kuyuya indi ve su içti, çıktı. Çıkar çıkmaz dilini hararetten çıkarmış şiddetli nefes alan ve susuzluktan nemli toprağı yalayan bir köpekle karşılaştı ve kendi kendine benim başıma gelen susuzluk bu köpeğin başına da gelmiş diyerek kuyuya indi. Ayakkabısının birini çıkarıp su doldurdu. Sonra ayakkabısını ağzı ile tutarak kuyudan dışarı çıktı ve köpeği suladı. Bundan dolayı Aııah bu adamın amelini kabul etti ve günahlarını bağışladı." Bunun üzerine ashab: "Ey Allah'ın Rasulü! hayvanlara yapılan iyiliklerde de bizim için sevap var mı?" deyince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her canlı varlık için yapılan iyilikte sevap vardır" buyurdu. Diğer tahric: Buharl, Müsakat; Müslim, Selam
وحدثني عن مالك، عن سمى، مولى ابي بكر عن ابي صالح السمان، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " بينما رجل يمشي بطريق اذ اشتد عليه العطش فوجد بيرا فنزل فيها فشرب وخرج فاذا كلب يلهث ياكل الثرى من العطش فقال الرجل لقد بلغ هذا الكلب من العطش مثل الذي بلغ مني فنزل البير فملا خفه ثم امسكه بفيه حتى رقي فسقى الكلب فشكر الله له فغفر له " . فقالوا يا رسول الله وان لنا في البهايم لاجرا فقال " في كل ذات كبد رطبة اجر
Cabir b. Abdullah (r.a)'dan rivayete göre, şöyle demiştir: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem deniz kenarına bir müfreze gönderdi. Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı da onlara komutan tayin etti. Ordu üç yüz kişi idi. Cabir der ki: "Bende içlerinde bulunuyordum. Yola çıktık yolun bir kısmını yürümüştük ki yiyeceğimiz tükenmeye yüz tuttu. Bunun üzerine Ebu Ubeyde tüm azıkların toplanmasını emretti ve hepsi toplandı. Tamamı iki azık torbası kadar hurma idi. Ebu Ubeyde bize onu her gün azar azar yediriyordu. Bitinceye kadar böylece devam ettik. Her birimize birer hurma düşüyordu. Ravi dedi ki:" Cabir'e bir hurma neye yarar ki demem üzerine Cabir: "Tükenince onun da yokluğunu yaşadık" dedi. Sonra deniz sahiline ulaştık. Orada küçük bir dağ gibi bir balıkla karşılaştık. Bu müfreze bu balıktan on sekiz gün yedi. Ebu Ubeyde balığın iki kaburga kemiğinin dikilmesini emretti. Kemikler köprü şeklinde çatılınca bir deve oradan geçirildi. Deve kaburga kemiğine değmeden altından geçti." Diğer tahric: Buhar!, Şirket; Müslim, Sayd ve Zebaih *Malik der ki: "Hadiste geçen zarp kelimesi küçük dağ demektir
وحدثني عن مالك، عن وهب بن كيسان، عن جابر بن عبد الله، انه قال بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم بعثا قبل الساحل فامر عليهم ابا عبيدة بن الجراح وهم ثلاثماية . قال وانا فيهم - قال - فخرجنا حتى اذا كنا ببعض الطريق فني الزاد فامر ابو عبيدة بازواد ذلك الجيش فجمع ذلك كله فكان مزودى تمر - قال - فكان يقوتناه كل يوم قليلا قليلا حتى فني ولم تصبنا الا تمرة تمرة فقلت وما تغني تمرة فقال لقد وجدنا فقدها حين فنيت - قال - ثم انتهينا الى البحر فاذا حوت مثل الظرب فاكل منه ذلك الجيش ثماني عشرة ليلة ثم امر ابو عبيدة بضلعين من اضلاعه فنصبا ثم امر براحلة فرحلت ثم مرت تحتهما ولم تصبهما
Amr b. Sa'd b. Muaz (r.a)'ın dedesinden rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey mu'min hanımlar biriniz kendisine verilmiş yanık bir koyun paçası dahi olsa komşusunun verdiği hediyeyi küçümsemesin." Diğer tahric: Buhar!, Hibe; Müslim, Zekat
وحدثني عن مالك، عن زيد بن اسلم، عن عمرو بن سعد بن معاذ، عن جدته، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " يا نساء المومنات لا تحقرن احداكن لجارتها ولو كراع شاة محرقا
Abdullah b. ebi Bekir (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah Yahudilerin belasını versin. İç yağının yenilmesi kendilerine yasaklandı da onu satıp parasını yediler." Diğer tahric: Buhar!, Buyu'; Müslim, Müsakat
وحدثني عن مالك، عن عبد الله بن ابي بكر، انه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " قاتل الله اليهود نهوا عن اكل الشحم فباعوه فاكلوا ثمنه
Malik (r.a)'e ulaşan bilgilere göre, Meryem oğlu İsa şöyle demiştir: "Ey İsrail oğulları saf su için karada biten yeşil sebzelerden ve arpa ekmeğinden yeyin. Buğday ekmeğinden sakının, çünkü siz onun şükrünü yerine getiremezsiniz." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان عيسى ابن مريم، كان يقول يا بني اسراييل عليكم بالماء القراح والبقل البري وخبز الشعير واياكم وخبز البر فانكم لن تقوموا بشكره
Malik (r.a)'e ulaşan bilgilere göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescide girdi. Orada Ebu Bekir es-Sıddik ile Ömer b. el-Hattab'ı buldu ve onlara niçin orada bulunduklarını sordu. Onlar da: "Bizi açlık dışarı çıkardı" diyerek cevap verdiler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Beni de açlık çıkardı" buyurdu. Birlikte Ebu Heysem b. Teyyihan el-Ensari'nin evine gittiler. O da evde yapılmış arpa ekmeğinin onlara getirilmesini emretti ve misafirleri için bir koyun kesmeye kalkınca Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sağılan koyunu kesme" buyurdu ve o da bir koyun kesti. Onlara tatlı su getirdi ve bir hurma salkımı önlerine koydu. Sonra o yemekten yediler ve bu sudan içtiler. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bugün yediğimiz bu nimetten mutlaka sorguya çekileceksiniz" buyurdu. Diğer tahric: Müslim, Eşribe
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم دخل المسجد فوجد فيه ابا بكر الصديق وعمر بن الخطاب فسالهما فقالا اخرجنا الجوع . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " وانا اخرجني الجوع " . فذهبوا الى ابي الهيثم بن التيهان الانصاري فامر لهم بشعير عنده يعمل وقام يذبح لهم شاة فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " نكب عن ذات الدر " . فذبح لهم شاة واستعذب لهم ماء فعلق في نخلة ثم اتوا بذلك الطعام فاكلوا منه وشربوا من ذلك الماء فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " لتسيلن عن نعيم هذا اليوم
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab yağ ve ekmek yerken bedevi bir adamı davet etti. Adam da yemeğe başladı ve tabağın içindeki yağı bir lokma ekmeğe aldırdı. Bunun üzerine Ömer: "Sen katığı olmayan birine benziyorsun" deyince adam: "Vallahi şu kadar zamandan beri yağ yemiyorum ve onun yenmesini de görmedim" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Halk bolluğa kavuşuncaya kadar yağ yemeyeceğim" dedi. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، ان عمر بن الخطاب، كان ياكل خبزا بسمن فدعا رجلا من اهل البادية فجعل ياكل ويتبع باللقمة وضر الصحفة فقال عمر كانك مقفر . فقال والله ما اكلت سمنا ولا رايت اكلا به منذ كذا وكذا . فقال عمر لا اكل السمن حتى يحيا الناس من اول ما يحيون
Enes b. Malik (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Ömer b. Hattab mu'minlerin emiri olduğu günlerde kendisine bir ölçek hurma verilir. O da onun çürüklerine varıncaya kadar yerdi." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
وحدثني عن مالك، عن اسحاق بن عبد الله بن ابي طلحة، عن انس بن مالك، انه قال رايت عمر بن الخطاب - وهو يوميذ امير المومنين - يطرح له صاع من تمر فياكله حتى ياكل حشفها
Malik'in Abdullah b. Dinar'dan rivayetine göre, Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: "Ömer b. Hattab'a çekirgenin yenip yenmeyeceği soruldu. O da şöyle cevap verdi: "Keşke ondan yanımda bir küfe dolusu olsa da yesem
وحدثني عن مالك، عن عبد الله بن دينار، عن عبد الله بن عمر، انه قال سيل عمر بن الخطاب عن الجراد، فقال وددت ان عندي، قفعة ناكل منه
Humeyd b. Malik b. Huşeym (r.a) şöyle demiştir: "Ebu Hureyre ile birlikte Akik denilen yerdeki tarlasında oturuyorduk, Ebu Hureyre'nin yanına binekleri üzerinde Medineli bir grup geldi ve onun yanına indiler. Ravi Humeyd diyor ki: "Ebu Hureyre bana: "Annene git ve oğlun sana selam ediyor ve bize bir şeyler yedirsin diyor şeklinde söyle" dedi. Bunun üzerine annesi de bir tepsiye üç parça ekmek ve yanına biraz zeytinyağı ve tuz koydu. Sonra o tepsiyi başıma koydu. Ben de orada bulunan topluluğa getirdim. Tepsiyi önlerine koyunca Ebu Hureyre tekbir alarak şöyle dedi: "Su ve kara hurmadan başka yemeğiniz yokken bizi ekmekle doyuran Allah'a hamdolsun. O topluluk yemekten yemedi ve gittiler. Onlar gidince Ebu Hureyre bana dedi ki: "Yeğenim koyununa iyi bak burun akıntılarını sil, ahırını temizle ve onun yanında namazını kıl, çünkü koyun cennet hayvanlarındandır. Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki üç beş koyun; sahibinin yanında Medine valisi Mervan b. Hakem'in sarayından daha sevgili olacaktır." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
وحدثني عن مالك، عن محمد بن عمرو بن حلحلة، عن حميد بن مالك بن خثيم، انه قال كنت جالسا مع ابي هريرة بارضه بالعقيق فاتاه قوم من اهل المدينة على دواب فنزلوا عنده - قال حميد - فقال ابو هريرة اذهب الى امي فقل ان ابنك يقريك السلام ويقول اطعمينا شييا . قال فوضعت ثلاثة اقراص في صحفة وشييا من زيت وملح ثم وضعتها على راسي وحملتها اليهم فلما وضعتها بين ايديهم كبر ابو هريرة وقال الحمد لله الذي اشبعنا من الخبز بعد ان لم يكن طعامنا الا الاسودين الماء والتمر . فلم يصب القوم من الطعام شييا فلما انصرفوا قال يا ابن اخي احسن الى غنمك وامسح الرعام عنها واطب مراحها وصل في ناحيتها فانها من دواب الجنة والذي نفسي بيده ليوشك ان ياتي على الناس زمان تكون الثلة من الغنم احب الى صاحبها من دار مروان
Vehb b. Keysan {r.a)'dan rivayete göre, şöyle demiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yemek getirildi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'ın yanında hanımı Ümmü Selerne'nin oğlu Ömer b. Selerne vardı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Besmele çek ve önünden ye" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Et'ıme
وحدثني عن مالك، عن ابي نعيم، وهب بن كيسان قال اتي رسول الله صلى الله عليه وسلم بطعام ومعه ربيبه عمر بن ابي سلمة فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم " سم الله وكل مما يليك
Yahya b. Saıd r.a.'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Kasım b. Muhammed'den işittim şöyle diyordu: "Bir adam Abdullah b. Abbas'a gelerek ona şöyle dedi: "Benim bir yetimim var ve onunda develeri var, develerin sütünden içebilir miyim?" İbn-i Abbas şöyle cevap verdi: "Onun kaybolan develerini aramak, uyuzlarını katranlamak, su içecekleri havuzun deliklerini tıkamak, su içmeye geldiklerinde onları sulamak, yavrularına zarar vermemek ve sütünü de tamamen bitirmemek şartıyla iç." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta' ında geçmektedir)
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، انه قال سمعت القاسم بن محمد، يقول جاء رجل الى عبد الله بن عباس فقال له ان لي يتيما وله ابل افاشرب من لبن ابله فقال ابن عباس ان كنت تبغي ضالة ابله وتهنا جرباها وتلط حوضها وتسقيها يوم وردها فاشرب غير مضر بنسل ولا ناهك في الحلب
وحدثني عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، انه كان لا يوتى ابدا بطعام ولا شراب حتى الدواء فيطعمه او يشربه الا قال الحمد لله الذي هدانا واطعمنا وسقاناونعمنا الله اكبر اللهم الفتنا نعمتك بكل شر فاصبحنا منها وامسينا بكل خير نسالك تمامها وشكرها لا خير الا خيرك ولا اله غيرك اله الصالحين ورب العالمين الحمد لله ولا اله الا الله ما شاء الله ولا قوة الا بالله اللهم بارك لنا فيما رزقتنا وقنا عذاب النار . قال يحيى سيل مالك هل تاكل المراة مع غير ذي محرم منها او مع غلامها فقال مالك ليس بذلك باس اذا كان ذلك على وجه ما يعرف للمراة ان تاكل معه من الرجال . قال وقد تاكل المراة مع زوجها ومع غيره ممن يواكله او مع اخيها على مثل ذلك ويكره للمراة ان تخلو مع الرجل ليس بينه وبينها حرمة
وحدثني عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، انه كان لا يوتى ابدا بطعام ولا شراب حتى الدواء فيطعمه او يشربه الا قال الحمد لله الذي هدانا واطعمنا وسقاناونعمنا الله اكبر اللهم الفتنا نعمتك بكل شر فاصبحنا منها وامسينا بكل خير نسالك تمامها وشكرها لا خير الا خيرك ولا اله غيرك اله الصالحين ورب العالمين الحمد لله ولا اله الا الله ما شاء الله ولا قوة الا بالله اللهم بارك لنا فيما رزقتنا وقنا عذاب النار . قال يحيى سيل مالك هل تاكل المراة مع غير ذي محرم منها او مع غلامها فقال مالك ليس بذلك باس اذا كان ذلك على وجه ما يعرف للمراة ان تاكل معه من الرجال . قال وقد تاكل المراة مع زوجها ومع غيره ممن يواكله او مع اخيها على مثل ذلك ويكره للمراة ان تخلو مع الرجل ليس بينه وبينها حرمة
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab şöyle demiştir: "Et yemekten sakının çünkü et şarap alışkanlığına benzer bir alışkanlık meydana getirir." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، ان عمر بن الخطاب، قال اياكم واللحم فان له ضراوة كضراوة الخمر
Yahya b. Said'den rivayete göre, Ömer b. Hattab Cabir b. Abdullah'a et yüklenmiş giderken rast geldi ve: "Bu nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Cabir: "Ey Mu'minlerin emiri, canım et yemeyi çok istedi bir dirhem karşılığında et satın aldım" deyince Ömer şöyle dedi: "Sizden biriniz komşusunu ve amca oğlunu artan yemekten yedirmek için karnını biraz az doyurmayı istemez mi? Şu ayeti kerimeyi unuttun mu? Ahkaf suresi 20. ayet: " ... Bütün güzel şeylerdeki payınızı dünya hayatında tükettiniz ve öteki dünyayı hiç düşünmeden onlarla sefa sürdünüz
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، ان عمر بن الخطاب، ادرك جابر بن عبد الله ومعه حمال لحم فقال ما هذا فقال يا امير المومنين قرمنا الى اللحم فاشتريت بدرهم لحما . فقال عمر اما يريد احدكم ان يطوي بطنه عن جاره او ابن عمه اين تذهب عنكم هذه الاية {اذهبتم طيباتكم في حياتكم الدنيا واستمتعتم بها}
Abdullah b. Ömer (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altın yüzük takardı. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalktı, o yüzüğü attı ve: "Onu hiç takmayacağım" buyurdu. Bütün ashab ta altın yüzüklerini çıkarıp attılar." Diğer tahric: Buhari, Libas
وحدثني عن مالك، عن عبد الله بن دينار، عن عبد الله بن عمر، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يلبس خاتما من ذهب ثم قام رسول الله صلى الله عليه وسلم فنبذه وقال " لا البسه ابدا " . قال فنبذ الناس خواتيمهم
Sadaka b. Yesar r.a.'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Said b. Müseyyeb'e gümüş yüzük takmasını sordum. O da bana: "Onu tak ve yüzüğün takılmasına benim fetva verdiğimi halka haber ver" dedi. (Sadece İmam-! Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
وحدثني عن مالك، عن صدقة بن يسار، انه قال سالت سعيد بن المسيب عن لبس الخاتم، فقال البسه واخبر الناس، اني افتيتك بذلك
Abbad b. Temim r.a.'den rivayete göre, Ebu Beşir el-Ensari şöyle haber vermi§tir: "Kendisi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in seferlerinden bir seferde onunla beraberdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara istirahat yerlerinde iken bir elçi göndererek şöyle demesini emretti: "Abdullah b. ebı Bakir şöyle dedi: "Zannederim ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demi§tir: "Hiçbir devenin boynunda çan ve çıngırak kalmasın, hepsi kesilsin." Diğer tahric: Buhari, Cihad; Müs!im, Libas ve Ziyne * Yahya dedi ki: " Malik'den işittim şöyle diyordu: "Zannedersem bunlar göz değmesinden korunmak için takılmıştı
وحدثني عن مالك، عن عبد الله بن ابي بكر، عن عباد بن تميم، ان ابا بشير الانصاري، اخبره انه، كان مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في بعض اسفاره - قال - فارسل رسول الله صلى الله عليه وسلم رسولا قال عبد الله بن ابي بكر حسبت انه قال والناس في مقيلهم " لا تبقين في رقبة بعير قلادة من وتر او قلادة الا قطعت