Loading...

Loading...
Kitap
58 Hadis
Nafi'den: Abdullah b. Ömer, «ikindi ve sabah namazları vaktinde kılınırsa, bu vakitlerden sonra cenaze namazı da kılmabilir» dedi
وحدثني عن مالك، عن نافع، ان عبد الله بن عمر، قال يصلى على الجنازة بعد العصر وبعد الصبح اذا صليتا لوقتهما
Ömer b. Ubeydullah'ın azatlısı Nadr anlatıyor: Rasulullah'ın hanımı Hz. Aişe, Sa'd b. Ebî Vakkas vefat ettiği zaman dua etmesi için cenazesini mescide; kendi yanına getirmelerini istedi! Ashaba cenazenin mescide götürülmesi pek hoş gelmedi. Bunun üzerine Hz. Aişe: «— İnsanlar ne çabuk değişiyorlar! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Süheyl b. Beyda'nın namazını mescidden başka bir yerde mi kıldı sanki!» dedi. İbn Abdilber derki: "Muvatta'da, ravilerin çoğuna göre bu şekilde munkati'dır."Müslim (Cenaiz), mevsul olarak nakleder
حدثني يحيى، عن مالك، عن ابي النضر، مولى عمر بن عبيد الله عن عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم انها امرت ان يمر عليها بسعد بن ابي وقاص في المسجد حين مات لتدعو له فانكر ذلك الناس عليها فقالت عايشة ما اسرع الناس ما صلى رسول الله صلى الله عليه وسلم على سهيل ابن بيضاء الا في المسجد
Abdullah b. Ömer: «Ömer b. el-Hattab'ın cenaze namazı mescidde kılınmıştı» demiştir
وحدثني عن مالك، عن نافع، عن عبد الله بن عمر، انه قال صلي على عمر بن الخطاب في المسجد
İmam Malik'den: Duyduğuma göre Osman b. Affan, Abdullah b. Ömer ve Ebu Hureyre, Medine'de cenaze namazlarını kadın—erkek cemaat halinde kılarlardı. Erkekler imamın arkasında, kadınlar da onların arkasında saf yapardı
حدثني يحيى، عن مالك، انه بلغه ان عثمان بن عفان، وعبد الله بن عمر، وابا، هريرة كانوا يصلون على الجنايز بالمدينة الرجال والنساء فيجعلون الرجال مما يلي الامام والنساء مما يلي القبلة
Nafi'den: Abdullah b. Ömer, cenaze namazında selam verirken sesini yanındakine de duyururdu
وحدثني عن مالك، عن نافع، ان عبد الله بن عمر، كان اذا صلى على الجنايز يسلم حتى يسمع من يليه
Nafi'den: Abdullah b. Ömer: «Abdestsiz cenaze namazı kılınmaz.» derdi. Yahya'dan: îmam Malik: İlim ehlinden hiçbirinin veled-i zina ve annesinin cenaze namazlarının kılınmıyacağına dair birşey söylediklerine şahit olmadım.» dediğini işittim
وحدثني عن مالك، عن نافع، ان عبد الله بن عمر، كان يقول لا يصلي الرجل على الجنازة الا وهو طاهر . قال يحيى سمعت مالكا يقول لم ار احدا من اهل العلم يكره ان يصلى على ولد الزنا وامه
İmam Malik anlatıyor: Duyduğuma göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem pazartesi günü vefat etti. Salı günü defnedildi. Ashap namazını cemaatsiz olarak münferiden kıldılar. Hiçbir kimse onlara imam olmadı. Ashab'dan bir kısmı minberin yanına, bir kısmı da Bakî' kabristanına defnedelim, dediler. Tam bu sırada Ebu Bekr es-Sıddîk geldi. Ben Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Hiçbir Nebi yoktur ki ruhunu teslim ettiği yere defnedilmesin.» buyurduğunu duydum,» dedi. Bunun üzerine derhal oraya bir mezar kazıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yıkanması esnasında üzerindeki gömleği de çıkarmak istediler, «Gömleği çıkarmayın!» diye bir ses duydular. Böylece cenaze, üzerindeki gömlekle yıkandı. İbn Abdilber derki: "Bu hadisin, bu tarzda rivayet edildiğini hiçbir şekilde bilmiyorum. Sadece Malik'e ulaştığına göre ifadesi vardır
حدثني يحيى، عن مالك، انه بلغه ان رسول الله صلى الله عليه وسلم توفي يوم الاثنين ودفن يوم الثلاثاء وصلى الناس عليه افذاذا لا يومهم احد . فقال ناس يدفن عند المنبر . وقال اخرون يدفن بالبقيع . فجاء ابو بكر الصديق فقال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول " ما دفن نبي قط الا في مكانه الذي توفي فيه " . فحفر له فيه فلما كان عند غسله ارادوا نزع قميصه فسمعوا صوتا يقول لا تنزعوا القميص فلم ينزع القميص وغسل وهو عليه صلى الله عليه وسلم
Hişam b. Urve, babasından naklen anlatıyor: Medine'de iki adam vardı. Bunlardan biri kazdığı mezarlara lahd yapar, diğeri yapmazdı. Hz. Nebi vefat edince Ashap: «Hangisi önce gelirse Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mezarını o kazsın.» dediler. Önce, kazdığı mezarlara lahd yapan geldi. Böylece Hz. Nebi'in mezarı da lahdli oldu. Diğer tahric: Îbn Mace, Cenaiz (Îbn Abbaa'tan)
وحدثني عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، انه قال كان بالمدينة رجلان احدهما يلحد والاخر لا يلحد فقالوا ايهما جاء اول عمل عمله . فجاء الذي يلحد فلحد لرسول الله صلى الله عليه وسلم
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Ümmü Seleme'den «Kazma seslerini duyuncaya kadar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefat ettiğine inanamadım.» İbn Abdilber der ki: "Bu hadisi, Ümmü Seleme'den değil, Aişe'den muttasıl olarak biliyorum
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان ام سلمة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم كانت تقول ما صدقت بموت النبي صلى الله عليه وسلم حتى سمعت وقع الكرازين
Yahya b. Said'den: Hz. Aışe dedi ki: Rüyamda odama üç tane ay düştüğünü gördüm. Bunun üzerine rüyamı hemen Ebu Bekr r.a.'e anlattım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat edince benim odama defnedildi. Hz. Ebu Bekr bana: «— Rüyanda gördüğün ayların biri ve en hayırlısı!» dedi
وحدثني عن مالك، عن يحيى بن سعيد، ان عايشة، زوج النبي صلى الله عليه وسلم قالت رايت ثلاثة اقمار سقطن في حجرتي فقصصت روياى على ابي بكر الصديق قالت فلما توفي رسول الله صلى الله عليه وسلم ودفن في بيتها قال لها ابو بكر هذا احد اقمارك وهو خيرها
İmam Malik, güvenilir pek çok kişiden şöyle naklediyor: Sa'd b. Ebî Vakkas ve Amr b. Nufeyl'in torunu Said b. Zeyd, Medine yakınlarındaki Akik mevkiinde vefat ettiler. Bunun üzerine Cenazeleri Medine'ye getirilerek orada defnedildiler
وحدثني عن مالك، عن غير، واحد، ممن يثق به ان سعد بن ابي وقاص وسعيد بن زيد بن عمرو بن نفيل توفيا بالعقيق وحملا الى المدينة ودفنا بها
Hişam b. Urve, babasından naklediyor: Mezarımın Bakî kabristanında olmasını istemem. Başka yere defnedilmem benim için oraya defnedilmemden daha sevimlidir. Çünkü benimki ya zalim birinin yerinde olacak ki onunla beraber bulunmayı istemem, ya da salih birinin yerinde olacak, benim için onun kemiklerinin yerinden çıkarılmasına da gönlüm razı olmaz
وحدثني عن مالك، عن هشام بن عروة، عن ابيه، انه قال ما احب ان ادفن، بالبقيع لان ادفن بغيره احب الى من ان ادفن به انما هو احد رجلين اما ظالم فلا احب ان ادفن معه واما صالح فلا احب ان تنبش لي عظامه
Ali b. Ebî Talib anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, cenaze geçerken ayağa kalkar, geçince otururdu. Diğer tahric: Müslim, Cenaiz
حدثني يحيى، عن مالك، عن يحيى بن سعيد، عن واقد بن عمرو بن سعد بن معاذ، عن نافع بن جبير بن مطعم، عن مسعود بن الحكم، عن علي بن ابي طالب، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقوم في الجنايز ثم جلس بعد
İmam Malik'den: Duyduğuma göre Ali b, Ebi Talib mezarlara başını koyar ve üzerlerine uzanırmış. İmam Malik şöyle demiştir: Mezarlar üzerine oturmak yasaklanmıştır. Benim kanaatime göre bu yasak, mezarları kirletmemek için olsa gerek
وحدثني عن مالك، انه بلغه ان علي بن ابي طالب، كان يتوسد القبور ويضطجع عليها . قال مالك وانما نهي عن القعود على القبور فيما نرى للمذاهب
Sehl b. Huneyf'in oğlu Ebu Ümame'den: Biz cenazeye katılır, cemaatin tamamı kabrin başına gelinceye kadar oturmazdık
وحدثني عن مالك، عن ابي بكر بن عثمان بن سهل بن حنيف، انه سمع ابا امامة بن سهل بن حنيف، يقول كنا نشهد الجنايز فما يجلس اخر الناس حتى يوذنوا
Cabir b. Atîk anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Abdullah b. Sabiti ziyarete gelmişti, onu baygın bir vaziyette buldu. Seslendi, fakat cevap alamadı. Bunun üzerine: «İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.» buyurdu ve: «Ebu Rebî* sana yetişemedik!» diye ilave etti. Durumu gören kadınlar, derhal bağırıp ağlaşmaya başladılar. Cabir de onları susturmaya çalışıyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Dokunma onlara! Yalnız rahatlayınca ağlamasınlar» buyurdu. Orada bulunanlar; «— Rahatlamak ne demektir, ya Resulallah?» diye sorunca Nebi s.a.v.: «— Ruhunu teslim ettiği zaman!» diye cevap verdi. Abdullah b. Sabit'in kızı: «— Mutlaka şehit olmanı isterdim, çünkü sefer hazırlıklarını tamamlamıştın.» deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Allah herkese niyetine göre verir, Siz kimleri şehit kabul ediyorsunuz?» buyurdu. Oradakiler: «— Allah yolunda ölenler!» diye cevap verdiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle mukabelede bulundu: «Allah yolunda ölenlerin dışında yedi türlü şehit vardır: Taun hastalığından ölen şehittir, suda boğulan şehittir, zatu'l-cenb hastalığından ölen şehittir. Karın ağrısından ölen şehittir, yangında ölen şehittir, yıkık altında ölen şehittir, doğumda ölen kadın şehittir.» Diğer tahric: Ebu Davud, Cenaiz, Nesaî, Cenaiz
حدثني يحيى، عن مالك، عن عبد الله بن عبد الله بن جابر بن عتيك، عن عتيك بن الحارث، - وهو جد عبد الله بن عبد الله بن جابر ابو امه - انه اخبره ان جابر بن عتيك اخبره ان رسول الله صلى الله عليه وسلم جاء يعود عبد الله بن ثابت فوجده قد غلب عليه فصاح به فلم يجبه فاسترجع رسول الله صلى الله عليه وسلم وقال " غلبنا عليك يا ابا الربيع " . فصاح النسوة وبكين فجعل جابر يسكتهن . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " دعهن فاذا وجب فلا تبكين باكية " . قالوا يا رسول الله وما الوجوب قال " اذا مات " . فقالت ابنته والله ان كنت لارجو ان تكون شهيدا فانك كنت قد قضيت جهازك . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " ان الله قد اوقع اجره على قدر نيته وما تعدون الشهادة " . قالوا القتل في سبيل الله . فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم " الشهداء سبعة سوى القتل في سبيل الله المطعون شهيد والغرق شهيد وصاحب ذات الجنب شهيد والمبطون شهيد والحرق شهيد والذي يموت تحت الهدم شهيد والمراة تموت بجمع شهيد
Abdurrahman'ın kızı Amre anlatıyor: Mu'minlerin annesi Hz. Aişe'ye, Abdullah b. Ömer'in: «—Yaşayanların ağlaması yüzünden ölüye azap edilir.» dediği nakledilince Hz. Aişe: «— Ebu Abdurrahman'ı Allah affetsin, o yalan söylemez, fakat ya unuttu, ya da hata ediyor. Bir defa Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Yahudi ailesine uğradı, onlar ölen bir aile fertleri için ağlıyorlardı. Bunun üzerine Hz. Nebi: «Siz ona ağlıyorsunuz, fakat şu anda ona kabrinde azap ediliyor.» buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Cenaiz; Müslim, Cenaiz
وحدثني عن مالك، عن عبد الله بن ابي بكر، عن ابيه، عن عمرة بنت عبد الرحمن، انها اخبرته انها، سمعت عايشة ام المومنين، تقول وذكر لها ان عبد الله بن عمر يقول ان الميت ليعذب ببكاء الحى . فقالت عايشة يغفر الله لابي عبد الرحمن اما انه لم يكذب ولكنه نسي او اخطا انما مر رسول الله صلى الله عليه وسلم بيهودية يبكي عليها اهلها فقال " انكم لتبكون عليها وانها لتعذب في قبرها
Ebu Hureyre r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu naklediyor: «Üç çocuğu ölen bir müslümana cehennem azabı dokunmaz. Ancak Allah'ın andı gereği azabı hisseder.» Diğer tahric: Buhari, Cenaiz; Müslim, Birr ve Sıla
حدثني يحيى، عن مالك، عن ابن شهاب، عن سعيد بن المسيب، عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا يموت لاحد من المسلمين ثلاثة من الولد فتمسه النار الا تحلة القسم
Ebu Nadr es-Selemî'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Üç çocuğu ölen her müslüman eğer olanlara sırf Allah rızası için sabretmişse bu çocuklar, cehenneme karşı birer kalkan olarak onu korurlar.» Bunu duyan oradaki bir kadın: «— îki çocuğu ölen kimseye de aynı şey olur mu, ya Resulallah? deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— iki çocuğu ölene de olur» buyurdu. Diğer tahric: Müslim, Birr ve Sıla
وحدثني عن مالك، عن محمد بن ابي بكر بن عمرو بن حزم، عن ابيه، عن ابي النضر السلمي، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " لا يموت لاحد من المسلمين ثلاثة من الولد فيحتسبهم الا كانوا جنة من النار " . فقالت امراة عند رسول الله صلى الله عليه وسلم يا رسول الله او اثنان قال " او اثنان
Ebu Hureyre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu naklediyor: «Mu'min, çoluk çocuğuna ve akrabalarına gelen felaketlere ölünceye kadar sabrederse, onun hiçbir günahı kalmaz.»
وحدثني عن مالك، انه بلغه عن ابي الحباب، سعيد بن يسار عن ابي هريرة، ان رسول الله صلى الله عليه وسلم قال " ما يزال المومن يصاب في ولده وحامته حتى يلقى الله وليست له خطيية