Loading...

Loading...
Kitap
42 Hadis
Ebu Amr Süfyan bin Abdullah (ra) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü! Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, senden sonra başka kimseye sormaya ihtiyacım kalmasın" dedim. Şöyle buyurdu: "Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!" [Müslim]
عن ابي عمرو وقيل: ابي عمرة سفيان بن عبد الله رضي الله عنه قال: قلت: يا رسول الله! قل لي في الاسلام قولا لا اسال عنه احدا غيرك؛ قال: قل: امنت بالله ثم استقم . [رواه مسلم]
Ebu Abdullah Cabir bin Abdullah el-Ensari (ra) anlatıyor: Bir adam Resulullah’a (ﷺ) sordu: "Ne dersin; farz namazları kılsam, Ramazan orucunu tutsam, helali helal bilip haramı haram saysam ve bunlara hiçbir şey eklemesem cennete girer miyim?" Efendimiz: "Evet" buyurdu. [Müslim]
عن ابي عبد الله جابر بن عبد الله الانصاري رضي الله عنهما: ان رجلا سال رسول الله صلى الله عليه و سلم فقال: ارايت اذا صليت المكتوبات، وصمت رمضان، واحللت الحلال، وحرمت الحرام، ولم ازد على ذلك شييا؛ اادخل الجنة؟ قال: نعم . [رواه مسلم]
Ebu Malik el-Eş’ari (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Temizlik imanın yarısıdır. 'Elhamdülillah' mizanı doldurur. 'Sübhanallahi ve’l-hamdülillahi' ise göklerle yer arasını doldurur. Namaz bir nurdur, sadaka bir burhandır (delildir), sabır bir ziyadır (ışıktır). Kur’an ise ya lehine ya da aleyhine bir delildir. Herkes sabah kalkar ve nefsini satar; kimisi onu azat eder, kimisi de helak eder." [Müslim]
عن ابي مالك الحارث بن عاصم الاشعري رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه و سلم الطهور شطر الايمان، والحمد لله تملا الميزان، وسبحان الله والحمد لله تملان -او: تملا- ما بين السماء والارض، والصلاة نور، والصدقة برهان، والصبر ضياء، والقران حجة لك او عليك، كل الناس يغدو، فبايع نفسه فمعتقها او موبقها . [رواه مسلم]
Ebu Zer el-Gıfari (ra) anlatıyor: Peygamber (ﷺ) Aziz ve Celil olan Rabbinden naklen şöyle buyurdu: "Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım, onu sizin aranızda da haram kıldım; birbirinize zulmetmeyin. Ey kullarım! Benim hidayet verdiklerim hariç hepiniz delalettesiniz; Benden hidayet isteyin ki sizi hidayete erdireyim. Ey kullarım! Benim doyurduklarım hariç hepiniz açsınız; Benden yemek isteyin ki sizi doyurayım... Ey kullarım! Sizin ilkiniz ve sonunuz, insanınız ve cinniniz, içinizdeki en takva sahibi kişinin kalbi üzere olsanız, bu Benim mülküme hiçbir şey katmaz. Ey kullarım! İlkiniz ve sonunuz, insanınız ve cinniniz, içinizdeki en günahkar kişinin kalbi üzere olsanız, bu Benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez... Ey kullarım! Bunlar ancak sizin amellerinizdir; onları sizin için sayıyor, sonra da karşılığını veriyorum. Kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin; kim de bundan başkasını bulursa ancak kendi nefsini kınasın." [Müslim]
عن ابي ذر الغفاري رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه و سلم فيما يرويه عن ربه تبارك وتعالى، انه قال: يا عبادي: اني حرمت الظلم على نفسي، وجعلته بينكم محرما؛ فلا تظالموا. يا عبادي! كلكم ضال الا من هديته، فاستهدوني اهدكم. يا عبادي! كلكم جايع الا من اطعمته، فاستطعموني اطعمكم. يا عبادي! كلكم عار الا من كسوته، فاستكسوني اكسكم. يا عبادي! انكم تخطيون بالليل والنهار، وانا اغفر الذنوب جميعا؛ فاستغفروني اغفر لكم. يا عبادي! انكم لن تبلغوا ضري فتضروني، ولن تبلغوا نفعي فتنفعوني. يا عبادي! لو ان اولكم واخركم وانسكم وجنكم كانوا على اتقى قلب رجل واحد منكم، ما زاد ذلك في ملكي شييا. يا عبادي! لو ان اولكم واخركم وانسكم وجنكم كانوا على افجر قلب رجل واحد منكم، ما نقص ذلك من ملكي شييا. يا عبادي! لو ان اولكم واخركم وانسكم وجنكم قاموا في صعيد واحد، فسالوني، فاعطيت كل واحد مسالته، ما نقص ذلك مما عندي الا كما ينقص المخيط اذا ادخل البحر. يا عبادي! انما هي اعمالكم احصيها لكم، ثم اوفيكم اياها؛ فمن وجد خيرا فليحمد الله، ومن وجد غير ذلك فلا يلومن الا نفسه . [رواه مسلم]
Ebu Zer (ra) anlatıyor: Resulullah’ın (ﷺ) ashabından bir kısmı Peygamber'e dediler ki: "Ey Allah’ın Resulü, varlıklı olanlar sevapları alıp götürdüler. Bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor, tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar; bir de mallarının fazlasından sadaka veriyorlar." Efendimiz buyurdu ki: "Allah size sadaka vereceğiniz şeyler vermedi mi? Her tesbih bir sadakadır, her tekbir bir sadakadır, her tahmid bir sadakadır, her tehlil bir sadakadır. İyiliği emretmek sadaka, kötülükten nehyetmek sadakadır. Hatta birinizin eşiyle birlikteliğinde bile sadaka vardır." Dediler ki: "Ey Allah’ın Resulü, birimiz şehvetini tatmin etse bundan sevap mı alır?" Şöyle buyurdu: "Görmez misiniz, eğer onu haram yolla yapsaydı günah olmayacak mıydı? İşte helal yolla yapınca da onun için sevap vardır." [Müslim]
عن ابي ذر رضي الله عنه ايضا، ان ناسا من اصحاب رسول الله صلى الله عليه و سلم قالوا للنبي صلى الله عليه و سلم يا رسول الله ذهب اهل الدثور بالاجور؛ يصلون كما نصلي، ويصومون كما نصوم، ويتصدقون بفضول اموالهم. قال: اوليس قد جعل الله لكم ما تصدقون؟ ان بكل تسبيحة صدقة، وكل تكبيرة صدقة، وكل تحميدة صدقة، وكل تهليلة صدقة، وامر بمعروف صدقة، ونهي عن منكر صدقة، وفي بضع احدكم صدقة. قالوا: يا رسول الله اياتي احدنا شهوته ويكون له فيها اجر؟ قال: ارايتم لو وضعها في حرام اكان عليه وزر؟ فكذلك اذا وضعها في الحلال، كان له اجر . [رواه مسلم]
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Güneşin doğduğu her gün, insanın her bir eklemi (mafsalı) için bir sadaka borcu vardır: İki kişinin arasını adaletle düzeltmek sadakadır. Birine hayvanına binmesi veya yükünü taşıması için yardım etmek sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaza gitmek için atılan her adım sadakadır. Yoldaki rahatsızlık veren şeyi kaldırmak sadakadır." [Buhari ve Müslim]
عن ابي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه و سلم كل سلامى من الناس عليه صدقة، كل يوم تطلع فيه الشمس تعدل بين اثنين صدقة، وتعين الرجل في دابته فتحمله عليها او ترفع له عليها متاعه صدقة، والكلمة الطيبة صدقة، وبكل خطوة تمشيها الى الصلاة صدقة، وتميط الاذى عن الطريق صدقة .<br>[رواه البخاري] ، [ومسلم]
Nevvâs bin Sem’ân (ra) anlatıyor: Peygamber (ﷺ) şöyle buyurdu: "İyilik (birr), güzel ahlaktır. Günah ise vicdanını tırmalayan ve insanların bilmesini istemediğin şeydir." [Müslim]. Vabisa bin Ma’bed (ra) anlatıyor: Resulullah'a gittim, bana: "İyiliği sormaya mı geldin?" dedi. "Evet" dedim. Buyurdu ki: "Kalbine danış. İyilik, nefsin kendisiyle huzur bulduğu ve kalbin yatıştığı şeydir. Günah ise —insanlar sana (olumlu) fetva verseler bile— içini tırmalayan ve göğsünde tereddüt uyandıran şeydir." [Ahmed b. Hanbel ve Darimi]
عن النواس بن سمعان رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه و سلم قال: "البر حسن الخلق، والاثم ما حاك في صدرك، وكرهت ان يطلع عليه الناس" رواه مسلم [رواه مسلم]. وعن وابصة بن معبد رضي الله عنه قال: اتيت رسول الله صلى الله عليه و سلم فقال: "جيت تسال عن البر؟ قلت: نعم. فقال: استفت قلبك، البر ما اطمانت اليه النفس، واطمان اليه القلب، والاثم ما حاك في النفس وتردد في الصدر، وان افتاك الناس وافتوك" . حديث حسن، رويناه في مسندي الامامين احمد بن حنبل [رقم:4/227]، والدارمي [2/246] باسناد حسن
Ebu Necih el-Irbâd bin Sâriye (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) bize öyle bir vaaz verdi ki, kalpler ürperdi, gözler yaşardı. Dedik ki: "Ey Allah’ın Resulü! Bu bir veda konuşması gibi; bize ne tavsiye edersiniz?" Buyurdu ki: "Size Allah’tan korkmanızı (takvayı) ve başınızdaki yönetici bir köle olsa bile dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra yaşayanlarınız çok ihtilaf görecekler. O zaman size düşen, benim sünnetime ve doğru yoldaki raşid halifelerin sünnetine sarılmaktır. Ona azı dişlerinizle tutunur gibi sımsıkı sarılın. Sonradan uydurulan işlerden sakının; çünkü her bid'at sapıklıktır." [Ebu Davud ve Tirmizi]
عن ابي نجيح العرباض بن سارية رضي الله عنه قال: وعظنا رسول الله صلى الله عليه و سلم موعظة وجلت منها القلوب، وذرفت منها العيون، فقلنا: يا رسول الله! كانها موعظة مودع فاوصنا، قال: اوصيكم بتقوى الله، والسمع والطاعة وان تامر عليكم عبد، فانه من يعش منكم فسيرى اختلافا كثيرا، فعليكم بسنتي وسنة الخلفاء الراشدين المهديين، عضوا عليها بالنواجذ، واياكم ومحدثات الامور؛ فان كل بدعة ضلالة . [رواه ابو داود]، والترمذي [رقم:266] وقال: حديث حسن صحيح
Muaz bin Cebel (ra) anlatıyor: "Ey Allah’ın Resulü! Beni cennete sokacak ve ateşten uzaklaştıracak bir amel söyler misiniz?" dedim. Şöyle buyurdu: "Çok büyük bir şey sordun; ancak bu Allah’ın kolaylaştırdığı kimse için kolaydır: Allah’a ibadet eder ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılarsın, zekatı verirsin, Ramazan orucunu tutarsın ve Beytullah’ı haccetmemsin." Sonra ekledi: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır; sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahı siler; bir de kişinin gece yarısı kıldığı namaz." Sonra şu ayeti okudu: "Korku ve ümit içinde Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar... (Secde, 16-17)". Ardından buyurdu: "Sana bu işin başını, direğini ve zirvesini haber vereyim mi? İşin başı İslam, direği namaz, zirvesi ise cihaddır." Sonra: "Sana bütün bunların temelini haber vereyim mi?" dedi. "Evet" dedim. Dilini tuttu ve "Şunu dizginle" buyurdu. "Biz konuştuklarımızdan da mı hesaba çekileceğiz?" diye sordum. "Anasız kalasıca Muaz! İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen, dillerinin hasadından başka nedir ki?" buyurdu. [Tirmizi]
عن معاذ بن جبل رضي الله عنه قال: قلت يا رسول الله! اخبرني بعمل يدخلني الجنة ويباعدني من النار، قال: "لقد سالت عن عظيم، وانه ليسير على من يسره الله عليه: تعبد الله لا تشرك به شييا، وتقيم الصلاة، وتوتي الزكاة، وتصوم رمضان، وتحج البيت، ثم قال: الا ادلك على ابواب الخير؟ الصوم جنة، والصدقة تطفي الخطيية كما يطفي الماء النار، وصلاة الرجل في جوف الليل، ثم تلا: " تتجافى جنوبهم عن المضاجع " حتى بلغ "يعملون"،[ 32 سورة السجدة / الايتان : 16 و 17 ] ثم قال: الا اخبرك براس الامر وعموده وذروة سنامه؟ قلت: بلى يا رسول الله. قال: راس الامر الاسلام، وعموده الصلاة، وذروة سنامه الجهاد، ثم قال: الا اخبرك بملاك ذلك كله؟ فقلت: بلى يا رسول الله ! فاخذ بلسانه وقال: كف عليك هذا. قلت: يا نبي الله وانا لمواخذون بما نتكلم به؟ فقال: ثكلتك امك وهل يكب الناس على وجوههم -او قال على مناخرهم- الا حصايد السنتهم؟!" . رواه الترمذي [رقم:2616] وقال: حديث حسن صحيح
Ebu Sa’lebe el-Huşeni (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Allah Teala birtakım farzlar kılmıştır, onları zayi etmeyin. Bazı sınırlar koymuştur, onları aşmayın. Bazı şeyleri haram kılmıştır, onları çiğnemeyin. Bazı şeyler hakkında da —unutkanlıktan değil— size rahmet olması için susmuştur, onları deşelemeyin." [Darekutni]
عن ابي ثعلبة الخشني جرثوم بن ناشر رضي الله عنه عن رسول الله صلى الله عليه و سلم قال: "ان الله تعالى فرض فرايض فلا تضيعوها، وحد حدودا فلا تعتدوها، وحرم اشياء فلا تنتهكوها، وسكت عن اشياء رحمة لكم غير نسيان فلا تبحثوا عنها". حديث حسن، رواه الدارقطني "في سننه" [4/184]، وغيره
Ebu’l-Abbas Sehl bin Sa’d (ra) anlatıyor: Bir adam Peygamber'e (ﷺ) gelip: "Ey Allah’ın Resulü! Öyle bir amel göster ki, onu yaptığımda beni hem Allah sevsin hem de insanlar" dedi. Buyurdu ki: "Dünyaya karşı zahit ol (önem verme), Allah seni sevsin. İnsanların elindekine karşı zahit ol, insanlar seni sevsin." [İbn Mace]
عن ابي العباس سهل بن سعد الساعدي رضي الله عنه قال: جاء رجل الى النبي صلى الله عليه و سلم فقال: يا رسول الله! دلني على عمل اذا عملته احبني الله واحبني الناس؛ فقال: ازهد في الدنيا يحبك الله، وازهد فيما عند الناس يحبك الناس . حديث حسن، رواه ابن ماجه [رقم:4102]، وغيره باسانيد حسنة
Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur." [İbn Mace ve Darekutni]
عن ابي سعيد سعد بن مالك بن سنان الخدري رضي الله عنه ان رسول الله صلى الله عليه و سلم قال: " لا ضرر ولا ضرار" . حديث حسن، رواه ابن ماجه [راجع رقم:2341]، والدارقطني [رقم:4/228]، وغيرهما مسندا. ورواه مالك [2/746] في "الموطا" عن عمرو بن يحيى عن ابيه عن النبي صلى الله عليه و سلم مرسلا، فاسقط ابا سعيد، وله طرق يقوي بعضها بعضا
İbn Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Eğer insanlara sadece iddialarına bakılarak (istedikleri) verilseydi, bazı adamlar başka kavimlerin mallarını ve canlarını talep ederlerdi. Fakat delil getirmek davacıya, yemin etmek ise inkar edene düşer." [Beyhaki]
عن ابن عباس رضي الله عنهما ان رسول الله صلى الله عليه و سلم قال: "لو يعطى الناس بدعواهم لادعى رجال اموال قوم ودماءهم، لكن البينة على المدعي، واليمين على من انكر" . حديث حسن، رواه البيهقي [في"السنن" 10/252]، وغيره هكذا، وبعضه في "الصحيحين
Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor: Resulullah'ın (ﷺ) şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin ki bu imanın en zayıf derecesidir." [Müslim]
عن ابي سعيد الخدري رضي الله عنه قال سمعت رسول الله صلى الله عليه و سلم يقول: من راى منكم منكرا فليغيره بيده، فان لم يستطع فبلسانه، فان لم يستطع فبقلبه، وذلك اضعف الايمان . [رواه مسلم]
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Birbirinize haset etmeyin, müşteri kızıştırmayın, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birinizin satışı üzerine satış yapmayın; ey Allah’ın kulları, kardeş olun! Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona yalan söylemez ve onu hor görmez. Takva işte buradadır (göğsüne üç kez işaret etti). Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter. Müslümanın her şeyi; kanı, malı ve ırzı (şerefi) diğer Müslümana haramdır." [Müslim]
عن ابي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه و سلم لا تحاسدوا، ولا تناجشوا، ولا تباغضوا، ولا تدابروا، ولا يبع بعضكم على بيع بعض، وكونوا عباد الله اخوانا، المسلم اخو المسلم، لا يظلمه، ولا يخذله، ولا يكذبه، ولا يحقره، التقوى هاهنا، ويشير الى صدره ثلاث مرات، بحسب امري من الشر ان يحقر اخاه المسلم، كل المسلم على المسلم حرام: دمه وماله وعرضه . [رواه مسلم]
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Peygamber (ﷺ) şöyle buyurdu: "Kim bir müminin dünyalık sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalmış birine kolaylık sağlarsa, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık sağlar. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünyada ve ahirette ayıplarını örter. Kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da kulunun yardımındadır... Ameli kendisini geri bırakan kişiyi, nesebi (soyu) ileri götürmez." [Müslim]
عن ابي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه و سلم قال: من نفس عن مومن كربة من كرب الدنيا نفس الله عنه كربة من كرب يوم القيامة، ومن يسر على معسر، يسر الله عليه في الدنيا والاخرة، ومن ستر مسلما ستره الله في الدنيا والاخرة ، والله في عون العبد ما كان العبد في عون اخيه، ومن سلك طريقا يلتمس فيه علما سهل الله له به طريقا الى الجنة، وما اجتمع قوم في بيت من بيوت الله يتلون كتاب الله، ويتدارسونه فيما بينهم؛ الا نزلت عليهم السكينة، وغشيتهم الرحمة، و حفتهم الملايكة، وذكرهم الله فيمن عنده، ومن ابطا به عمله لم يسرع به نسبه . [رواه مسلم] بهذا اللفظ
İbn Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) Rabbinden naklederek şöyle buyurdu: "Allah iyilikleri ve kötülükleri takdir etti (yazdı), sonra onları şöyle açıkladı: Kim bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Allah onu kendi katında tam bir iyilik olarak yazar. Eğer niyetlenir ve yaparsa, Allah onu on kattan yedi yüz kata ve daha fazlasına kadar iyilik olarak yazar. Kim bir kötülüğe niyetlenir de (Allah korkusuyla) yapmazsa, Allah onu kendi katında tam bir iyilik olarak yazar. Eğer niyetlenir ve yaparsa, Allah onu sadece bir kötülük olarak yazar." [Buhari ve Müslim]
عن ابن عباس رضي الله عنهما عن رسول الله صلى الله عليه و سلم فيما يرويه عن ربه تبارك وتعالى، قال: "ان الله كتب الحسنات والسييات، ثم بين ذلك، فمن هم بحسنة فلم يعملها كتبها الله عنده حسنة كاملة، وان هم بها فعملها كتبها الله عنده عشر حسنات الى سبعماية ضعف الى اضعاف كثيرة، وان هم بسيية فلم يعملها كتبها الله عنده حسنة كاملة، وان هم بها فعملها كتبها الله سيية واحدة".<br>[رواه البخاري] ، [ومسلم]، في "صحيحيهما" بهذه الحروف
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Allah Teala şöyle buyurmuştur: 'Kim Benim bir veli kuluma (dostuma) düşmanlık ederse, Ben ona savaş açarım. Kulum Kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle Bana yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetlerle de Bana yaklaşmaya devam eder, ta ki onu severim. Onu sevince de; onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey isterse veririm, Bana sığınırsa onu korurum.'" [Buhari]
عن ابي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه و سلم ان الله تعالى قال: من عادى لي وليا فقد اذنته بالحرب، وما تقرب الي عبدي بشيء احب الي مما افترضته عليه، ولا يزال عبدي يتقرب الي بالنوافل حتى احبه، فاذا احببته كنت سمعه الذي يسمع به، وبصره الذي يبصر به، ويده التي يبطش بها، ورجله التي يمشي بها، ولين سالني لاعطينه، ولين استعاذني لاعيذنه . [رواه البخاري]
İbn Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) şöyle buyurdu: "Allah, ümmetimden yanılma, unutma ve zorlanma (ikrah) ile yaptıkları şeylerin hükmünü kaldırmıştır (onları affetmiştir)." [İbn Mace]
عن ابن عباس رضي الله عنهما ان رسول الله صلى الله عليه و سلم قال: "ان الله تجاوز لي عن امتي الخطا والنسيان وما استكرهوا عليه" . حديث حسن، رواه ابن ماجه [رقم:2045]، والبيهقي ["السنن]
Abdullah bin Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (ﷺ) omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: "Dünyada tıpkı bir yabancı veya bir yolcu gibi ol." İbn Ömer (ra) şöyle derdi: "Akşama erdiğinde sabahı bekleme, sabaha erdiğinde de akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun zaman hastalık halin için, hayatın boyunca da ölümün için hazırlık yap." [Buhari]
عن ابن عمر رضي الله عنهما قال: اخذ رسول الله صلى الله عليه و سلم بمنكبي، وقال: كن في الدنيا كانك غريب او عابر سبيل . وكان ابن عمر رضي الله عنهما يقول: اذا امسيت فلا تنتظر الصباح، واذا اصبحت فلا تنتظر المساء، وخذ من صحتك لمرضك، ومن حياتك لموتك. [رواه البخاري]